İTÜ-USTTL Ziyaretim. ITUpSAT-1’in Üretildiği Yerdeyim.

 Serenay USLU, TA2ISU
 26 Ekim 2011

Geçtiğimiz ay içerisinde İstanbul Teknik Üniversitesi ‘den bir davet almıştım. Bu nazik daveti gönderen Uzay Mühendisliği Bölüm Başkanı değerli büyüğüm Sayın Prof.Dr. A.Rüstem ASLAN beydi. Yazıda özetle; İTÜpSAT-1 uydumuzun yörüngedeki birinci yılı etkinliği dolayısıyla, 10-14 Ekim 2011 tarihleri arasında İTÜ Uzay Sistemleri Tasarım ve Test Laboratuvarı (USTTL)’nda yapılacak bir etkinlikten bahsediliyordu. Uydu tasarım, sanal gerçekçilik laboratuvarları, bazı özel alanların gezilmesi ve anlatılması, proje ekibi ile tanışma derken gerisini okumadan yerimden sıçramıştım. Beni en çok heyecanlandıran ise, İTÜpSAT-1’in ikizinin de orada olmasıydı.

Resim 1. İstanbul hatırası.

Pazar günü Giresun’dan birlikte yola çıktık. Okulum Giresun Aksu Anadolu Lisesi‘nden izin almıştık. Ancak, babamın iş yerinden izin alması biraz problem olduğu için son anda uçak yerine otobüsle gitmek zorunda kaldık. Yol uzundu ancak otobüsler eskisi gibi değil. Uydu bağlantılı koltuk arkası sistemler, 3G ve Wireless sistemleri yolculukları biraz daha çekilir kılıyor. Aslında Pazar akşamı yola çıkıp, Pazartesi günü İTÜ’ye geçmeyi planlamıştık ancak, etkinlik kapsamında Almanya’dan gelecek olan radyo amatörü Mike RUPPRECHT, DK3WN’i de nezaketen karşılamak amacıyla bir gün önceden İstanbul’a vardık.

Resim-2. İstanbul Boğazı’nda vapur gezisi. Geri planda Galata Köprüsü ve Kulesi.

Mike RUPPRECHT, amatör uydular üzerine bir çok başarılı çalışma ve takipler yapan Alman radyo amatörü. O da AMSAT-DL International Satellites for Communication, Science and Education derneği üyesi. TAMSAT ile dostlukları ise neredeyse derneğimizin kurulduğu günlere dayanıyor.

Bir gün önce onun da yazdığı gibi, ben de tanışmak için oldukça heyecanlıydım ama yol yorgunluğuna yenik düştüm. Havaalanı kaldığımız yere uzak olduğu için onu karşılamaya gidemedim. Pazar gecesi saat 22.00 gibi babamlar kendisini havaalanından karşılayıp, İTÜ’ye kadar bırakmışlar.

İstanbul çok güzel bir şehir, ancak yağmur bir türlü peşimizi bırakmadı. Pazartesi sabah hazırlanıp İTÜ Ayazağa Kampüsü’ne vardık. Rüstem bey aracı ile nizamiye kapısına geldiğinde Mike’da onunla beraber gelmişti.

Resim-3. TB3YDC ve DK3WN.

Güler yüzlü, sıcak ve çok içten bir karşılama oldu. Büyükler uzun süredir net üzerinden tanışmasına rağmen, ben Rüstem bey ve Mike ile ilk defa görüşecektim. O bana İngilizce hitap ettiğinde ona Almanca cevap verince önce çok şaşırdı. Laboratuvara gidinceye kadar Almanca sohbetimiz bir süre daha devam etti.

Bölümün Başarıları

İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi çalışma alanlarını ve laboratuvarlarını anlatmadan önce sizlere bu bölümün öğrencilerinin imrenilecek ve göğsümüzü kabartacak bazı başarılarını aktarmak isterim.

– ABD’de Amerikan Havacılık ve Uzay Enstitüsü’nce (American Institute of Aeronautics and Astronautics, AIAA) her yıl gerçekleştirilen uluslararası “Tasarla/Yap/Uçur” (Design/Build/Fly, DBF) yarışmasına altı yıldır katılan İTÜ Uçak ve Uzay Mühendisliği öğrencileri çeşitli dereceler almıştır. Son olarak, 12-13 Nisan 2006 tarihinde yapılan yarışmada, 49 takım arasından ABD’nin yüksek prestijli birçok üniversitesini geride bırakarak 5. olmuştur. Aynı zamanda, yarışmadaki en hafif uçak ve en düşük maliyet kategorisinde de 3. sırayı almıştır.

– Uzun süredir İTÜ Uçak-Uzay Bilimleri Fakültesinde uçak-uzay mühendisliği yüksek lisans öğrencileri tarafından yürütülen uydu projesi tamamlanmıştır. İTÜ’nün ilk uydusu İTÜ-PSAT1, 23 Eylül 2009 tarihinde Hindistan’ın Sriharikota bölgesindeki Satish Dhawan Uzay Merkezi’nden, Hindistan tarafından üretilen Oceansat-2 uydusu yanında 4 Alman ve 1 İsviçre uydusuyla birlikte PSLV C-14 roketiyle yörüngeye oturtuldu. İTÜpSAT1’in gönderdiği işaret sinyali (beacon) ilk olarak fırlatmadan bir süre sonra, California Polytechnic Üniversitesi tarafından alındı. İstanbul Teknik Üniversitesi’ndeki yer istasyonu da saat 12.32’de ilk olarak uydu ile bağlantı kurup işaret sinyalini almayı başardı.

Not: Geldiğimiz bu etkinliğe katılmamda vesile olan uydum ile tanışmam da tam bu zamanlara denk gelmişti.

– 20 Haziran 2011 tarihinde, Amerikan Havacılık ve Uzay Enstitüsü (AIAA) ve Amerikan Astronomi Topluluğu (AAS) tarafından ABD’nin Texas eyaletinde düzenlenen geleneksel Mikro Uydu Yarışması’nda, İstanbul Teknik Üniversitesi’nin Takımı HEZARFEN birinci oldu.

University of Michigan, Virginia Tech, UCSD ve IIT gibi dünyanın en iyi üniversitelerinden 21 takımın yer aldığı yarışlarda İTÜ tüm rakiplerini geride bırakarak şampiyon oldu. NASA, Ball Aerospace, Naval Research Laboratory, Praxis, ve Solid Works’ün sponsorluğu ile yapılan yarışmada İstanbul Teknik Üniversitesi’nin Takımı HEZARFEN ilk kez hem final tasarım raporu hem de uçuş performansında en yüksek notu alarak rakiplerini geride bıraktı.

Ziyaretimiz Başlıyor

İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi giriş kapısına hep birlikte vardık. “B” kapısını öğrenciler kullanıyor, “A” kapısı ise sürekli kilitli ve giriş kontrollü.

Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi B girişi.

Resim-4. Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi B girişi.

Resim 5. Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi’nin bahçesinde, 2004 yılında ülkelerin kullanımından kaldırılan Lockheed firması üretimi bir F-104 Starfighter (Yıldız Savaşçısı) isimli bombardıman uçağı, sergilenmekte.

Girişten sonra hep birlikte toplantı salonuna geçtik. İkramlarla birlikte Rüstem bey İTÜ, kendi bölümleri, çalışmalar ve etkinlik planlaması hakkında bilgiler aktardı.

Resim-6. USTTL’de toplantı öncesi TAMSAT-Amatör Uydu Teknolojileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı sayın A.Tahir DENGİZ bey ile birlikte.

Zaman zaman soru cevap şeklinde, zaman zaman çalışmalarla ilgili video sunum şeklinde ön bilgilendirme yapıldı. Bir süre sonra aramıza, TAMSAT’ta “Atmosfer Dışındaki Uzay Radyasyonunun Yarı İletkenler ve Elektronik Devreler Üzerindeki Etkisi – Uzay Radyasyonundan Korunma” konularında araştırma yapan ve TAMSAT-Genç Takımı koordinatörü olan Fatma Nur AKI hanım da katıldı. Ön toplantıdan sonra hep birlikte bölüm ziyaretlerimiz başladı. Şimdi bu bölümlerden bazılarını sizlere tanıtayım.

Rotorlu Hava Araçları Tasarım ve Mükemmeliyet Merkezi (ROTAM)

Buraya geçiş RF ID kart tanımlı. Kartınız olmadan ancak yüzünüzü kapalı devre kameraya bakarak ve çağrı telefonunu kullanarak içeridekilerle görüşebiliyorsunuz.

Resim-7. ROTAM’ın kontrollü giriş kapısı.

Giriş izni olmayanların girişine asla izin verilmiyor, gerekirse içeride çalışan görevliler dışarı çıkarak geniş salondaki görüşme alanını kullanılıyor.

Resim-8. ROTAM girişinde bir mavi melek. Tek kişilik üretilmiş bir helikopter.

Kapı girişinde sizi mavi renkli tek kişilik helikopter karşılıyor. Girişte olması nedeniyle ben önce onu bir maket sandıysam da Rüstem beyin uyarısı ile gerçek bir helikopter olduğunu öğrendim. Sürekli gördüğüm Skorsky helikopterinden boy olarak daha küçük ancak hem sade, hem de pratik kullanıma yönelik yapılmış. Bana göre özellikle İstanbul trafiğinde herkesin bir tane edinmesi gerek.

ROTAM, Havacılık Araştırma ve Geliştirme Projesi üzerine faaliyet yürüten bir merkez. Projenin temel hedefi, ülkemizde eksikliği çekilen ve belirli bir görevi tanımlanmış olan bir hava aracının (helikopter) kavramsal tasarımından başlayarak detay tasarımını gerçekleştirmek ve bu tasarımın üretimini planlamak ve sertifikasyonunu sonuçlandırmak becerisinin kazanılması. Bu proje 2002 yılından itibaren Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) tarafından destekleniyor ve İTÜ Rektörlüğü tarafından yönetiliyor.

İçeride geniş ve rahat çalışma odalarında bir çok kişi bilgisayar başında çalışıyor, duvarlar üzerinde çalıştıkları helikopter projesinin tanıtımı ve çizimleri ile kaplı. Bilgisayarlarda ise en son çizim ve modelleme yazılımları kullanılıyor.

Uzay Sistemleri Tasarım ve Test Laboratuvarı (USTTL)

Beni en çok heyecanlandıran kapının önündeyiz. Burası asıl uydu çalışmalarının, üretim ve testlerinin yapıldığı en önemli laboratuvar.

Resim-9. USTTL çalışma odasında sunum öncesi. (Soldan sağa: Fatma Nur AKI hanım, Mike RUPPRECHT ve A.Tahir DENGİZ beyler)

İTÜpSAT-1 uydumuz da zaten burada üretilmişti. Yine kontrollü ve kartlı sistem ile Rüstem bey kapıyı bize açıyor. Burası dışarıdan olabildiğince izole edilmiş özel bir oda. Hatta -oda içinde oda- var da denilebilir. Çalışma alanının etrafında bilgisayar ve ölçü sistemleri yerleştirilip, orta kısım çalışma alanı olarak belirlenmiş. Böylece ortak ve kolay kullanımlı bir çalışma alanı oluşturulmuş.

Resim-10. Laboratuvarda İTÜ’de son teknoloji CNC vb. cihazlarla üretilen bir 3U uydu taşıyıcı ana yapıyı incelerken.

Çalışma masasının üzerinde bir takım deneysel çalışmalar ve şu an üzerinde çalışılan uydunun bazı prototip bileşenleri mevcut. Bazı çalışmaların uzun süredir teste tabi tutulduğu üzerlerindeki uyarı yazılarından anlaşılıyor. Rüstem bey ekibimize burada yapılan çalışmalardan ve yerli bazı malzeme üretimlerinden örnekler gösteriyor ve yapım aşamalarını anlatıyor.

Daha bir gün önce kendi odamda iken şimdi bir uydu laboratuvarındayım. İnanılmaz! İlk kez uydu ile ilgili teferruatı bir arada görüyorum.


Resim 11. Önlüğümü giydikten sonra sıra işe koyulmakta. USTTL’de ben bir 3U taşıyıcı ana yapı içerisine elektronik kart yerleşimini denerken, babam da ITUpSAT1’in ikizinin dipol anten açılma test mekanizmasını kurmakla meşgul.

Veee beklenen an geliyor. Temiz odada bekleyen ITUpSAT-1’in ikizi getirilip, masanın üzerine konuyor. İncelemek için daha yakından dokunup dokunamayacağımızı sorduğumda müsade veriliyor. O an düşüncelerimin tarifi imkansız. Belki oradakiler binlerce kez dokundular ama benim için çok farklı bir duyguydu.

Uzaktan çekilmiş bir kaç resmi hariç, kendini hiç görmeden dinlediğim uydunun neye benzediğini görmek, bizzat dokunmak, “demek sen böyleydin” diye söylenmek bambaşka. Aklıma Rüstem beyin 2009 yılında “arkadaşlarımız (proje ekibi) uydumuz ile birlikte uzaya kendi parmak izlerini ve bir anlamda DNA’larını da taşıdılar” sözü aklıma geliyor.


Resim 12. USTTL’de ITUpSAT-1’in ikizi üzerinde güneş panellerinin ve dipol antenlerin yerleşimi hakkında tartışırken.

Dokunduğum uydu, yörüngedeki uydumuzun herşeyiyle birebir modeli. Çünkü bu şekilde yani aynı uydudan tam üç adet. Eğer ki yukarıda bir sorun olursa bunlar sorunun giderilmesi amacıyla ve sonraki öğrencilerin eğitiminde kullanılıyor.


Resim 13. Ben ve kuzenim Murat Can KABAKÇIOĞLU.

Bu arada TAMSAT-Genç Takımı “Yer’e Yakın Uzay Araştırmaları Grubu” ve “İTÜ Uyarı Model Uydu Takımı“nda görev alan kuzenim Murat Can KABAKÇIOĞLU ile karşılaşıyoruz. USTTL’de ders boşluğunda o da bizi ziyarete geliyor.


Resim 14. Fatma Nur AKI hanım ile birlikte GENÇSAT YUG-19 tasarımı üzerinde bilimsel yükü anlatırken.

Resim-15. Mike RUPPRECHT’e takımımın AR-GE forumunda, çalışmalarımız ve yapımız hakkında bilgi verirken.

Takımımdan konu açılınca ben de orada bulunanlara çalışmalarımız hakkında bilgi veriyorum. Yer’e Yakın Uzay Araştırmalarında üzerinde çalıştığımız GENÇSAT YUG-19’un son durumu hakkında tartışıyoruz.

1000 Sınıfı Temiz Oda (Clean Room)

Laboratuvar içinde kısaca temiz oda denilen özel ve kontrollü bir alan daha bulunmakta. Burası da oldukça modern ve bir anlamda kontrollü bölge. Bu özel odanın kurulması ile birlikte uygulama, üretim, montaj ve analizlerin kalitesini yüksek tutabilmek, verimli ve standart sonuçlar elde edebilmek için normal havadan gelecek kontaminasyonların engellenmesi amaçlanmış. Bu amaçla oda sayesinde ortamdaki parçacık sayısının kontrol altında tutulmuş ve bununla birlikte ortamın sıcaklık ve nem değerlerinin belirli bir aralıkta sabitlenmiş. İsmindeki 1000 rakamı ise bu tür odalarda kontrol altında tutulan parçacık sayısına göre uluslararası standartlarca belirlenmiş sınıfını belirlemekte.

Resim-16. USTTL’nin iç kısmında bulunan Class 1000 sınıfı temiz odanın gözlem camı ardından görünüşü. Ortada bulunan silindir yapı, uydunun imalden sonra uzaya hazırlık testlerinden geçirildiği bölümlerden biri.

Laboratuvarda bulunan Class 1000 sınıfı oda. FED 209E göre oda içerisinde feet3 başına 0,5 mikron. Odanın önemini alıntıyla aktaralım. Okuyun ki 0,5 mikron büyüklükteki bir toz parçasına dahi müsade edilmeyen bir ortamın özelliğini ve hassaslığını siz düşünün.

Resim-17. 1U yapı üzerinde güneş panelleri yerleştirilmemiş haldeki ITUpSAT-1 uydumuzun ikizi. Yan taraflarında ise çeşitli anten açılım test parçaları.

“Alışılmıs ofis binalarında 1 ft3 (R 27 L) havada 0.5 μm’den büyük parçacık sayısı 500 bin ile 1 milyon arasındadır. Federal Standart sınıfı 1000 olan bir temiz odada ise parçacık sayısı 1.000 den fazla olmamalıdır. Bir insan hücresi en az 3 μm ve en çok 120 μm büyüklüğündedir. İnsan saçı 75-100 μm büyüklüğe sahiptir ve temiz odada bundan 200 kez daha küçük parçacıklar felakete yol açabilir. Kirletici parçacıklar fabrikanın ölü zamanını artırarak üretim maliyetini yükseltirler. Örneğin NASA’nın milyar dolarlık Hubble uzay teleskopu 0.5 μm’den küçük parçacıklar nedeniyle arızalandığı için bir süre amaçlanan görevini yerine getirememiştir. (McFadden, 2008). (ISO 14644 standardına göre ise ISO 6 sınıfı). Bknz. Air-Tek, Termotes, UNAM

Tabi bu sistemin işlerliğini sağlanabilmesi amacıyla odanın arka tarafında bir o kadar büyük bir destek sistemi bulunmakta. Burada ise sistemin sağlıklı çalışabilmesi amacıyla sıcaklık, bağıl nem (%RH), basınç, hava hızı, canlı ve cansız parçacık sayısı, ses, gürültü çeşitli filtre, vakum ve elektronik sistemlerle desteklenmekte.

Bir kapıyı açıp içeri geçmeden diğerini açamıyorsunuz. Kapılar tamamen dokunmatik anahtarlı. Her türlü uyarı ve güvenlik tedbiri gözetilmiş. Esas çalışma odasının diğer çalışanlarca da rahat izlenebilmesi için geniş cam yüzeyler kullanılmış. Böylece içeri tüm çalışanların girmesine gerek kalmıyor. Ayrıca bir yandan bilgisayarda izlenen test sistemleri aynı zamanda gözle de buradan kolayca izlenebiliyor.

Temiz odaya girişve çıkıslarda hava basıncının korunması için hava kilidinin kullanıldığını, yüksek hızlı hava akımı ve vakumla elbiselerin ve ciltlerin temizlenmesi veya hava duşu gerektiğini öğreniyoruz. Bu arda böyle bir odaya sahip olmanın ciddi anlamda elektrik tüketimine ihtiyacı olmakta. Sadece bu odanın dizaynı ve detaylarını görmek bile bu tür bir laboratuvarın kurulmasının ne derece zor ve maliyetli olduğunun göstergesi sayılabilir.

Odanın kullanımı ile ilgili bir çok kural var. Genel olarak temiz odalarda bazı hareketlerin yapılmasına izin verilmemekte. İlginç ama gerekli olanlardan bazıları şunlar.

– Temiz odalarda hızlı yürümek, koşmak ve el şakası yapmak,
– Donanım veya iş parçası üzerine oturmak veya dayanmak,
– Donanım veya elbise üzerinde yazı yazmak.

Uydu Yer Kontrol ve İzleme Bölümü

Resim-18. Uydu Haberleşme Laboratuvarı girişi.

Resim-19. Uydu izleme donanımı birbirine monteli ve yazılım/donanım senkronize çalışacak şekilde. (Sistemin normalde yerine monteli sistem ve kapalı bulunan dış koruma kapakları bizim görmemiz için açılmıştır).

Uydu izleme sistemi özel bir kutulama içerisine alınarak daha stabil hale getirilmiş. Böylece sistem daha derli toplu ve işlevsel görünüyor.

Resim-20. Geniş (ikincil) izleme ekranında uydumuzu takip ederken.

Resim-21. Motorlu takip sistemi üzerine monte edilmiş bilgisayar kontrollü anten ünitesi.

Motorlu YAGI antenler ise bulunduğumuz bölümün hemen üzerinde ve çatıda yer almakta. Sistemde çalışırken diğerlerinin de takibini kolaylaştırılması amacıyla sisteme bir de LED TV eklenmiş. Bir süre hep birlikte sistemi inceliyoruz.

Resim-22. İzleme laboratuvarı anısı.

Tahir bey ve Rüstem bey sistem üzerinde görüşürlerken biz de Mike ile bazı uyduları takip ediyoruz. Uydumuz biz orada iken geçiş periyodunda olmadığı için ne yazık ki sistemden onu duyamadım. Odada aynı zamanda ilk kullanılan temiz oda da mevcut.

Özel Bölümler

Yine sadece özel projede çalışanların girebildiği insansız hava araçlarının geliştirildiği bir çalışma alanındayız. Proje özel olduğu için haliyle burada fotoğraf çekimesine izin verilmiyor. Bu nedenle yanımıza fotoğraf makinelerimizi almadık. Rüstem beyin nezaretinde çalışmaları inceledik ve çalışanlarla görüştük. Tasarım ve üretimlerin her biri ayrı güzel. Motor kısımları hariç tüm gerekli üniteler burada üretiliyor ve test ediliyor. Döner kanatlı hava araçlarının pallerinin de burada üretilip test edildiğini görüyoruz. Özel alan olması nedeniyle bu konuda daha fazla detay paylaşmam doğru olmayacağı için bu bölümü kısa geçiyorum.

Yüksek Performanslı Hesaplama ve Sanal Gerçeklik Laboratuvarı

Burası başlı başına adeta bir 3D sinema salonunu andırıyor. Karşınızda dev ve iç bikey bir ekran, izleyiciler için rahat koltuklar, geri planda ise özel projeksiyon cihazları. Duvarlar özel ses yalıtım malzemesi ile kaplanmış ve yankı yapmıyor. Konuşmacı mikrofon kullanmadan da rahat bir şekilde duyulabiliyor. Görevli kişi bize yerlerimizi gösterirken bir yandan da kutuları içinde özel gözlüklerimizi dağıtıyor. Sistem hakkında genel tanıtımdan sonra ışıklar söndürülüyor ve biz de diğer gözlükleri gibi renkli olmayan polarize gözlüklerimizi takıyoruz.

Projeksiyon cihazları aktif edildiğinde ekranın kenarlarında bir çok komut düğmesi görülüyor. Ortadaki asıl obje ise henüz küçük olduğu için tam seçilemiyor. Bir süre sonra görevli görüntüyü yakınlaştırdığında inanılmaz netlikte bir görüntü şenliği başlıyor. Sanal 3D olduğunu bilmenize rağmen yine de size doğru hareket eden bir takım objelerden kendinizi sakınmak gereği duyuyorsunuz. Öyle harika ki elinizi uzattığınızda adeta dokunabilecekmişsiniz gibi. Daha önce de bir çok defa 3D sinemaya gitmiştim, ancak bu çok daha güzel ve farklıydı. Tabi böyle bir sistemin maliyeti de.

Trisonik Araştırma Merkezi (TAM)

Bölüm sorumlusu Yard.Doç.Dr. K.Bülent YÜCEİL bey bizleri kapıda karşılayarak gezimize refakat ediyor. TAM, hava içinde hareket eden cisimlerin aerodinamik ve yapısal analizi, sesaltı ve sesüstü hava tüneli tasarımı, imalatı ve kalibrasyonu, hava araçları motor ve motor elemanlarının performans analizi, duyarga kalibrasyonu, insansız hava aracı uygulamaları için kurulmuş.

Sırayla 15 x 15 Trisonik Rüzgar Tüneli, 3 x 6 Trisonik Rüzgar Tüneli, Eiffel Tipi Açık Devre Sesaltı Rüzgar Tüneli, 50 x 50 Açık Devre Sesaltı Rüzgar Tüneli, Gümüşsuyu Kapalı Devre Sesaltı Rüzgar Tünelini dolaşıyoruz.

Resim-23. 50 x 50 Açık Devre Sesaltı Rüzgar Tünelinin hava emiş kısmı. Çalışıyor olsa sanırım resimdeki gibi görünürdüm. (Hız Aralığı:5 m/s < V < 30 m/s).

İlk başta bir kaç maket uçak görünce açıkçası bu labaratuvarın bu kadar büyük ve geniş kapsamlı olduğunu tahmin etmemiştim.

Resim-24. 3 x 6 Trisonik Rüzgar Tüneli. Diğerine nazaran biraz daha küçük ebatlarda bir sistem. Küçük ancak orta kısımda kare olarak görünen dar hava geçiş alanında elde edilen hız oldukça yüksek. (Hız Aralığı:0.3 < M < 2.2).

Resim-25. Eiffel Tipi Açık Devre Sesaltı Rüzgar Tüneli. Rüzgar tünellerinde güçlü hava emişini sağlayan sistemin arka tarafında görünen büyük pervane ve motor sistemleri.

İkinci kapıdan geçtiğimizde devasa rüzgar tünelleri sizi karşılıyor. Araştırma alanlarına göre oldukça değişik ve farklı rüzgar tünelleri var.

TAM, İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesine bağlı bilimsel ve teknolojik araştırma, eğitim ve uygulama merkezi. TAM’da trisonik rüzgar tünelleri, üç sesaltı rüzgar tüneli, ölçüm ve görüntüleme sistemleri bulunuyor. Bülent beyin anlatımında bu tünellerde deneysel amaçlı yaklaşık 2,5 Mach hızına ulaşılabildiğini öğrenince hayret ediyoruz.

Kısacası rüzgar tünelleri öyle güçlü ki ses hızının iki buçuk katına ulaşan hızlar elde edilebiliyor. Aşağıdaki Mach değerine bakarak hızı daha iyi kavrayabilirsiniz. Hava araçları için burada yapılan testler bu nedenle büyük önem arz etmekte. Bu arada hatırlatayım. Uydumuz İTÜpSAT-1 de yörüngede saniyede 7,5 Km. yani saatte 27.000 Km hızla dolaşmakta.

Not: Ses hızı havada, deniz seviyesinde (1 Atm basınçta) ve 15°C sıcaklıkta 1 Mach = 1226,5 km/saat.

Meteoroloji Mühendisliği

Bu bölümün çalışma alanı yer kontrol istasyonunun bulunduğu alanın hemen karşısında. Duvarda asılı Dünyanın manyetik alan koruması şekillerini görünce ister istemez ilgimizi çekti. Bu çalışma TAMSAT-Genç Takımının Atmosfer Araştırmaları Grubunun alanına girmekte.

Resim-26. Yukarı Atmosfer ve Uzay Havası Laboratuvarı girişi.

Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi, Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Yukarı Atmosfer ve Uzay Havası Laboratuvarı Başkanı Sayın Prof.Dr. Zerefşan KAYMAZ hanım ile geçtiğimiz dönemlerde takımımın bazı yazışmaları olmuştu. Gelmişken daha sonra geniş bir zamanda kendisi ile görüşmek istesem de bir türlü fırsatım olmadı.

Öğle Molaları

Hep birlikte Emirgan’da muhteşem boğaz manzaralı bir lüks restorana geliyoruz. Yağmur hala devam ediyor ancak sohbeti etkilemiyor.

Resim-27. Emirgan’da siparişler için menüler incelenirken. Masamın üzerinde görünen minik devim Yaesu VX-2E telsizim. Ben nereye o oraya!

Resim-28. Kapalı havaya rağmen net seçilebilen Boğaz Köprümüzün Emirgan tarafından görünüşü.

Akşam Molaları

Akşam için seçilen yer İstinye Park. Oldukça büyük alışveriş merkezinin içerisi de adeta mini bir şehir. Siparişler beklenirken Rüstem bey ve Tahir beyler yine koyu bir sohbete başlıyor. Büyükler çalışmaktan hiç yorulmuyor sanırım.

Resim-29. Rüstem ve Tahir beyler bir çalışma notu üzerinde tartışırken.

Resim-30. İstinye Park’tan ayrılıp bizi bekleyen araca giderken.

Yemek sonlarında yine özel araçlarla kaldığımız yerlere bırakılıyoruz.

İstanbul Turu

Ard arda gelen toplantılar ve yoğunluğu nedeniyle Rüstem beyden müsade alarak şehir turuna yalnız çıkmaya karar veriyoruz.

Resim-31. Eminönü – Mısır Çarşısı.

Resim-32. Taksim meydanına çıkan ana caddelerden biri.

Resim-33. Eminönü – Yeni Camii önünde güvercinlerle.

Tahir bey, Mike, ben ve babam hep birlikte dolaşmaya başlıyoruz. Gezmek kelimesi biraz hafif kalıyor aslında. Nasıl derler İstanbul kazan bir kepçe misali dolaştık. Sultanahmet, Mısır Çarşısı, Galata Kulesi ve Köprüsü, Dikilitaş, Dolmabahçe Sarayı, Eminönü, Sirkeci, Ortaköy, Ayasofya, Yerebatan Sarnıcı, Sarayburnu, Gülhane Parkı, Taksim … derken geziler 23.00’da son buldu.

Resim-34. Yorgunluk ardından verilen bir çay molasında.

Ne zaman bir yere otursak, kısa molalarda konuğumuzun Türkçe “çay” istemesi hala kulaklarımda. Kendisi gelenek ve göreneklerimize çok saygılı ve kibardı. Bir çok konuyu gelmeden önce okuduğu konuşmalarından da belliydi. İki ülkenin kültür ve gelenekleri ve iş konusunda bol bol sohbet ettik.

Teşekkür Zamanı

TAMSAT Amatör Uydu Teknolojileri Derneği ve TAMSAT – Genç Takımı adına;

Resim-35. Prof.Dr. A.Rüstem ASLAN beye (sağda), A.Tahir DENGİZ bey ile birlikte plaket ve flama verirken.

Resim-36. Soldan sağa: A.Tahir DENGİZ bey, ben Serenay USLU, A.Rüstem ASLAN bey ve Fatma Nur AKI hanım.

Sayın Prof.Dr. A.Rüstem ASLAN bey ve nezdinde proje ekibine; hem ülkemiz için değerli çalışmalarından dolayı teşekkür, hem de bir ziyaret anısı olarak bir plaket ve TAMSAT flaması,

Resim-37. A.Tahir DENGİZ bey (sağda) tarafından Fatma Nur AKI hanıma (solda) TAMSAT flaması verilirken.

Sayın Fatma Nur AKI hanıma; TAMSAT’ın ilk bayan üyesi olması ve TAMSAT-Genç koordinatörlüğündeki çalışmaları nedeniyle TAMSAT flaması,

Resim-38. Mike RUPPRECH’te (sağda) plaket verirken.

Sayın Mike RUPPRECHT beye; ITUpSAT-1 uydusunun düzenli izlenmesi konusundaki bilgi paylaşımı, Türk misafirperverliği ve dostluk anısı olarak da bir plaket ve TAMSAT flaması takdim ediyoruz.

Resim-39. A.Tahir DENGİZ bey (solda) tarafından Mike RUPPRECH’te (sağda) TAMSAT flaması verilirken.

Değerli Dostlara ve İTÜ’ye Veda Zamanı

İlk kez ziyaret etme fırsatı bulduğum İstanbul Teknik Üniversitesi, gerçekten de işittiğim ününü hak ediyor. Kendi içinde bir şehir gibi büyük bir alan yayılmış ve bir çok fakültede uygulamalı eğitim veriliyor. Gerek modern bina ve laboratuvarları ve gerekse çevre düzeni bakımından mükemmel.

Sadece geniş camlı devasa kütüphanesini görmek bile bilime, eğitim ve öğrenciye verilen değeri göstermeye yetiyor. Koridorlarında ve bahçede sakin ve uyumlu bir yaşam var.

İzlediğim kadarı ile bir çok sınıfta bilgisayarlı eğitim veriliyor. Kampüsün kapısına kadar ulaşan metro ise ulaşımda büyük bir kolaylık sağlamakta.

İçim birazcık da olsa buruk. Daha dün gibi. Herşey bundan iki yıl önce, 2 Ekim 2009 yılı akşam saatlerinde başlamıştı. Erzurum’da evimizin soğuk balkonunda daha önce radyo amatörü olarak hiç tecrübe etmediğim uydu takibi gibi bir konuda İTÜpSAT-1’i dinlemeye çalışıyordum. İlk kaydımı proje ekibine gönderdiğimizde Türkiye’de uydumuzu ilk dinleyen, en genç ve bayan radyo amatörü olduğumu öğrendim. İTÜpSAT-1’i ilk duyduğumda sadece uyduyu duymuş ve bir işi başarmış olmanın getirdiği bir sevincin, bugün beni buralara kadar sürükleyeceğini hiç tahmin edemezdim.

Resim-40. USTTL laboratuvarında toplu anı resmi.

Sonrasında gelişen iletişim, dostluk ve başta Rüstem bey ve proje ekibinin vefakar davranışı sayesinde iki yıl sonra, dinlediğim uydunun üretildiği, bir anlamda hayat bulduğu üniversite laboratuvarına geldim.

Resim-41. Ruha USLU, TB2NMR; USTTL’de ITUpSAT-1’in ikizinin güneş paneli ve ana yapı dizaynını incelerken.

Üstelik hep resimlerinde gördüğüm uydumun ikizini elime alabildim. Türkiye’de benim yaşımda kaç kişiye nasip olabilir ki bu?

Resim-42. ITUpSAT-1 için geliştirilen ve elektronik bileşenlerin üzerine monte edildiği kart (PCB) yapısı.

Dokundum, dokundum, bir daha dokundum. Evirip-çevirip en ince detayına kadar onu inceledim. Bu tarif edilemez bir duyguydu benim için. Üzerimdeki giymem için verilen beyaz renkli nano kumaştan imal önlük olduğu halde elimdeki uyduya bakarken kendimi bir an orada eğitim gören üniversite öğrencisi gibi hayal ettim. Sanırım dokunabilmek ülkemizde en genç olarak bana nasip oldu. Bu sebeple ayrıca gurur duydum.

Resim-43. Fazla söze gerek yok. Mutluluğum yüzümden okunuyor olsa gerek.

Burada bulunduğum süre zarfında herkes fazlasıyla bizlere yardımcı oldu. Hiç bir sorumuz cevapsız kalmadı. Kötülemek gibi anlaşılmasın da, hani belki imkansızlıklardan olsa gerek okullarda hep alıştığımız “ona dokunma – buna dokunma” sözlerinin burada yeri olmadığını gördüm. Keşke bir imkan olsa da tüm yaşıtlarım bu tür bir geziye katılabilseler. Eminim o zaman geleceğe bakış ve meslek seçim düşünceleri de değişir. Böylece bizlere zor gelen derslerin aslında neden gerekli olduğunu da daha iyi kavrayabilirler.

Resim-44. Rüstem beyden ziyaret anımı alırken.

Resim-45. Mike RUPPRECHT, DK3WN ziyaret anısını alırken.

Son günümüzde proje ekibindekilere veda ediyoruz. Rüstem bey tarafından bizlere birer ziyaret anıları ile uğurlanıyoruz. İTÜ lokalinde güzel bir sohbet eşliğinde öğle yemeğinden sonra Rüstem bey bizi araçla çıkışa kadar getirdi. Orada hem kendisi ile hem de yabancı konuğumuz Mike RUPPREHT, DK3WN ile vedalaştık.

– Rüya gibi bir etkinlikte bizlere İTÜ ve USTTL’nin kapılarını açan sayın Prof. Dr Rüstem ASLAN beye,

– Laboratuvar gezilerinde ilgi ve alakalarını esirgemeyen, ismini burada sayamadığım tüm öğretim görevlilerine, teknisyen ve öğrencilere,

– Etkinlik davetine Ankara’dan gelerek bizleri yalnız bırakmayan TAMSAT başkanı Sayın A.Tahir DENGİZ, (TA2T) beye, yoğun programlarına rağmen bizlere zaman ayıran ve İTÜ’ye gelen TAMSAT üyesi ve TAMSAT – Genç Koordinatörüm Fatma Nur AKI hanıma,

– Samimi dostluğu ve paylaşımcı amatör ruha sahip Mike RUPPRECHT’e,

– İstanbul’da bizleri ağırlayıp, konuk eden tüm dost ve yakınlarımıza buradan bir kez daha teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Bir Uydu Dinledim, Hayatım Değişti!

Evet, bir rüya ziyaret de böyle geçekleşti.Ziyaret anımızı okuyup bu sürecin nasıl başladığını merak eden yaşıtlarım için de bir hatırlatma yapayım.

Resim-46. Tarih 04 Ocak 2009. Erzurum. Henüz amatör telsiz lisansımı yok. Sınava hazırlık amacıyla TB9CNF çağrı işaretli Alperen ARASOĞLU ağabeyi dinlerken.

Resim-47. Tarih: 02 Ekim 2010 saat 19.00. Yer: Erzurum. Uydumuzu amatör telsiz istasyonumda ilk duyduğum an.

Resim-48. Tarih: 09 Ocak 2010. Yer: İstanbul İTÜ-USTTL. Sayın Prof.Dr. A.Rüstem ASLAN bey, USA’da NA5B Mehmet ÖZCAN beyin işlettiği VoIP teknolojisi ile sesli konferans imkanı sunan Türk Konferans Odası’nda ilk açılış konuşmasını yapmamdan sonra geniş katılım sağlayan radyo amatörlerine uydumuz ITUpSAT-1 hakkında bilgi verip akabinde soruları cevaplarken.

Resim-49. Tarih: 09 Ocak 2010. Yer: İstanbul İTÜ-USTTL. ITUpSAT-1 proje ekibi USTTL toplantı odasında.

Resim-50. Tarih: 10 Ekim 2011. Yer: İstanbul İTÜ-USTTL. İşte bu. Ona dokunabilmek herşeye bedel.

ITUpSAT-1 İle İlgili Tanıtım Videolarım (İzlemek için video simgelerine tıklayınız)

  Uydumuz ITUpSAT-1 ile ilgili yapılan kısa metrajlı film çalışmamız.  
Uydumuz ITUpSAT-1’in tanıtımı ile ilgili hazırladığımız ilk video.
Uydumuz ITUpSAT-1’in, katmanlarının tanıtımı ile ilgili hazırladığımız video.
Bir üstteki videonun kamera arkası görüntüleri.
El telsizim Yaesu VX-2E ile u
ydumuz ITUpSAT-1’i dinlediğimiz kayıt.

Resim-51. Güzel ülkemin şanlı bayrağını daha yükseklere ve daha uzaklara taşımak dileklerimle.

Resim-52. Ben Serenay USLU, TB9YDC çağrı işaretli amatör telsizci ve TAMSAT-Genç Takım üyesi.

Eğer bir radyo amatörü iseniz bence siz de bir kez olsun onu duymayı deneyin ve teknolojiye, bu konuda emek sarfeden insanlara çocuklarınız için kulak verin. Uzay sanıldığı kadar biz Türk Gençlerine, sizlere uzak değil. Bu kapıyı aralayanlara bir kez daha gönülden teşekkür ve saygılarımızı sunuyoruz. Gerçekten elinize ve yüreğinize sağlık.

Dilerseniz yazımız ile ilgili görüş, öneri ve eleştirilerinizi buradan bizlere iletebilirsiniz. Görüşmek üzere.

 

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?