Menu

Kıbrıs’ın Sesi Radyosu

Tarihler 21 Aralık 1963’ü gösterdiğinde Kıbrıs’a rum saldırılarının başlamış, buna paralel olarak Rum radyosundan da adada bulunan Türklere yönelik moral bozucu yayınlara da hız verilmişti. Karşı yayın kararının alınması ile birlikye çalışmalara hız verilir ve zamanın tüm imkanları zorlanır. Araba aküleri ve telefon ahizeleriyle yapılan ve 25 Aralık 1963’ten itibaren birkaç teknisyenin özverili çalışmalarıyla yayın hayatına başlayan Bayrak Radyosu, Kıbrıs Türk toplumunun en büyük moral kaynağı olmuş, çarpışmalar ve katliamlar sonucunda birbirlerinden ayrı düşen ve haberleşemeyen ailelerin iyilik ve sağlık haberlerini yayımlayarak millî marşlar, kahramanlık türküleri ve şiirler okuyarak toplumun moral seviyesini hep yüksek tutmuş ve millî duyguları kamçılamıştır.

“Kıbrıs Türk Mücahidi’nin Sesi; Bayrak Radyosu”nun Doktor Fazıl Küçük’ün garajından imkânsızlıklar içinde önceleri sadece 5 dakika süreyle yayın yapabilir. İstasyon daha sonra Dr. Fazıl Küçük’ün malikânesinin arkasında bir keçi ağılından yayına devam eder. Öyle ki burada oluşturulan stüdyodan okunan haberler sırasında arka planda da keçi sesleri duyulmaktadır. Bu stüdyo aracılığıyla TMT’nin Lefkoşa Serdarı Kemal Şemiler dünyaya seslenme imkânı bulur;

“Barbarlığın, vandalizmin, kahpeliğin ne demek olduğunu öğrenmek isterseniz Kıbrıs’a geliniz. Banyoların içerisindeki kadın ve küçük yaştaki yavrularımızın cesetlerini görünüz. İngilizleri arkasından vurmakla kendini kahraman addeden korkaklar! Karşınızda savaşanların Türk olduğunu unuttunuz. Nutuk meydanlarında tasladığınız kahramanlığı şimdi savaş meydanlarında neden göstermiyorsunuz? Alçaklar, saklanın, Türkler geliyor…”

– 09 Eylül 1964 yılıında 10 KW gücünde yayına başladı.

– 28.10.1968 TRT, “Kıbrıs’ın Sesi Radyosu” yayın sorumluluğunu Genel Kurmay Başkanlığı’na devreti.

– 15.08.1974 İkinci Kıbrıs Harekâtı dolayısıyla Türkiye radyoları ortak yayın yaptılar.

– 27.08.1974 “Türkiye’nin Sesi” radyosu Kıbrıs’a yönelik yayınlara başladı.

– 28.06.1978 “Kıbrıs’ın Sesi Radyosu” 14 yıllık yayınına son verdi.

Anamur’da Kıbrıs’ın Sesi Radyosu’nda görev aldı..

Asırlardan beri üzerinde büyük bir Türk toplumunun yaşadığı Kıbrıs’ın Türkiye için olan jeolojik ve stratejik önemi Lozan Antlaşmasından bu yana başta büyük Önder ATATÜRK olmak üzere Türk devlet adamları ve aydınları tarafından çok iyi anlaşılmıştır.

Türk Kurtuluş Savaşı’nın maddi ve manevi yoğunluğu sonucu Lozan Antlaşması’nın 16. 20. ve 21. maddeleri Adanın İngiltere’ye bağlanmasını zorunlu olarak kabul eden Türkiye Cumhuriyeti’nin bu haksiz fiili durumu hiçbir zaman içine sindiremediği de bir gerçektir.

Adada meydana gelen 1931 Rum isyanlarından sonra Ankara’ya gelen ve kurulacak olan mukavemet hareketi için yardım isteyen bir Kıbrıs Türk heyetine ATATÜRK’ün o günlerin zor ekonomik koşulları altında büyük bir maddi yardımda bulunması bu düşüncenin anlamlı bir göstergesidir.

Kıbrıs’ın Türkiye Cumhuriyeti için olan büyük önemi ATATÜRK’çe daima önemsenmiş ve bu önem zaman zaman büyük önderce açık bir şekilde vurgulanmıştır.

Atatürk’ün Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 1930′lu yıllarda Antalya bölgesinde yaptığı muhtemel bir düşman kuvvetinin bölgeyi işgal ettiği varsayımına dayanan bir tatbikatında komutan ve subaylara söylediği adeta bir direktif alan şu sözleri son derece anlamlıdır:

“Efendiler, Kıbrıs düşman elinde bulunduğu sürece bu bölgenin ikmal yolları tıkanmıştır. Kıbrıs’a dikkat ediniz. Bu Ada bizim için çok önemlidir.”

1950′li yıllarda Yunanistan’ın Kıbrıs’ta MEGALO İDEA bayraklarını açması üzerine olayları protesto etmek için zamanın Başbakanı Adnan Menderes tarafından Türkiye çapında başlatılan “Kıbrıs Türk’tür” mitingleri ile o günlerin başarılı Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu’nun Londra ve Zürich anlaşmalarını gerçekleştiren yoğun çabalarında da Atatürk’ün bu direktifleri esas alınmıştır.

Daha sonraki yıllarda iktidara gelen İnönü ve Demirel hükümetleri de 1963 ve 1967 buhranlarında kendilerine bu direktifi şiar edinmişlerdir.

1963 olaylarında Adadaki kanlı Rum saldırılarının başlaması üzerine devrin Başbakanı İsmet İnönü’yü ziyaret eden Sn. Rauf Denktaş, durumun fecaatini heyecanlı bir şekilde dile getirirken, İnönü kendisinde pek ender görülen bir duygu seli içerisinde tüm Türk ulusunun duygularını belirten şu sözlerle Sn. Denktaş’ı yanıtlamıştır:

“Denktaş, Denktaş, Kıbrıs benim sorunumdur. Kıbrıs Türkiye’nin sorunudur. Fazla söze gerek yok. Her türlü yardım yapılacaktır.”

Bu sözlerin hemen ardından Türk Hava Kuvvetleri Grivas’ın kanlı çetelerini bombalamış, Megalo İdea hayallerini bir kez daha paramparça etmiş, papaz Makarios’u dize getirmiştir.

İnönü, bu arada zamanın Kıbrıs Koordinasyon Komitesi Başkanı Turizm ve Tanıtma Bakanı Sn. Ali İhsan Göğüş’ün Kıbrısın Sesi Radyosu’nun kurulması için istediği o zaman parası 1.000.000. TL. sını derhal kendi özel tahsisatından vererek örnek bir davranış sergilemiş ve bu radyonun çok kısa bir zamanda Adaya moral yayınları yapmasını sağlamıştır.

Türkiye’nin Kıbrıs konusundaki bu kararlılığı ve milli politikası Sn. Süleyman Demirel ve Sn. Bülent Ecevit Hükümetleri dönemlerinde de aynen devam etmiş, Demirel aktif davranışları ile 1967 olaylarında adaya gizlice sokulan 20.000 Yunan askerini Kıbrıs’tan çıkarmış, çetebaşı Grivas’ı bir daha dönmemecesine Adayı terk etmek zorunda bırakmıştır.

http://www.tarihibakis.com/ataturkun-kibris-direktifi/

Kıbrısın sesi 1963 de üç dilde yayın yapıyordu.

Rumların 1974 yılından önce bazı gelişmelere kanarak Türkiye’nin Kıbrıs’a gelemeyeceği düşüncesine kapıldığını ve radyolarında ‘Bekledim de gelmedin. Hiç beni sevmedin’ şarkısını karşılık, kendilerinin, ‘Bir gece ansızın gelebilirim’ şarkısını çaldıklarını Ada TV’de Cem Kar’a anlatan Kıratlı, gerçektende bir gece ansızın geldiklerini söyledi.

Türkiye’nin 1974 yılında Kıbrıs’a girmesiyle birlikte Kıbrıs Türk halkını Rumların vesayeti altında yaşama durumunu sonlandırdığını dile getiren TRT haber dairesi eski müdürü ve Türkiye gazeteciler cemiyeti ikinci başkanı gazeteci Savaş Kıratlı, harekât zamanında kuruluşunda bulunduğu Kıbrısın Sesi radyosu’nun nasıl bir işleve sahip olduğunu, konuk olduğu öğlen ajansı programında anlattı. Cem Kar’ın sorularını yanıtlayan Kıratlı, o dönemde Kıbrıs’ta yaşanan iletişim kaynaklarından da söz etti.

20 Temmuz harekâtının, Kıbrıs Türk halkını Rumların vesayeti altında yaşama durumunu sonlandırdığını dile getiren Kıratlı, harekâtın bunu sağladığını söyledi. Harekâttan önce bazı gazetecilerin Türkiye’de yaşanan son durumlardan dolayı Kıbrıs’a harekât düzenleneceğini bildiğini açıklayan Kıratlı, o gün bütün gazetecilerin çok yoğun bir biçimde çalışarak, büyük bir faaliyet içinde olduğunu aktardı.

Üç dilde yayın

Kıbrıs halkının birbirleriyle iletişim kurmakta zorluk çektiği bir zamanda Kıbrısın Sesi Radyosu’nun kurulduğunu anlatan Kıratlı, radyonun 1963 yılında kurulmasıyla birlikte Türkçe İngilizce ve Rumca olmak üzere 3 dilde yayın yaptığını aktardı. Kıratlı, kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın, o dönemde yaşanan gelişmeleri kamuoyuna bildirmek için dış kaynaklarla birlikte Türkiye basınına demeçler verdiğini ve kendilerinin de bu demeçleri radyo aracıyla takip ettiklerini belirtti.

Bir gece ansızın

1974 yılına gelene kadar Kıbrıs’ta son derece ciddi gelişmelerin olduğunu söyleyen Kıratlı, Türkiye’nin bazı şartlar nedeniyle bu tarihten önce Kıbrıs’ta bir girişimde bulunamadığını aktardı. Kıratlı, Rumların bu gelişmelere kanarak Türkiye’nin Kıbrıs’a gelemeyeceği düşüncesine kapıldığını ve radyolarında ‘Bekledim de gelmedin. Hiç beni sevmedin’ şarkısını çaldığını söyledi. Buna karşılık olarak kendilerinin radyodan ‘Bir gece ansızın gelebilirim’ şarkısını çaldıklarını anlatan Kıratlı, gerçektende bir gece ansızın gelindiğini dile getirdi. Kıratlı, bu şarkının Kıbrısın Sesi Radyosu için çok önemli bir yeri olduğunu aktardı.

Mesajı herkese ulaştırmaya çalıştık

Radyoyu ülke menfaatleri için kullandıklarını ve hedef kitleyi belirleyip yayınları o şekilde oluşturduklarını söyleyen Kıratlı, Türkçe, İngilizce ve Rumca yayın yapmalarının sebebini, o dönemde herkese ulaşmak ve mesajları iletmek olduğunu açıkladı. Yaptıkları işi Kıbrıs Türk halkı için yaptıklarını anlatan Kıratlı, o dönemlerde halka sadece mesaj yolladıklarını fakat bu mesajın karşılığını alamadıklarını dile getirerek, o dönemde yaptıkları işin karşılığını şu an çok iyi bir biçimde aldıklarını kaydetti. O günlerde varolan iletişim araçlarının azlığından ve zorluğundan söz eden Kıratlı, şu an KKTC’de iletişim sektörünün çok büyüdüğünü belirterek, bu büyümenin, 20 Temmuz harekâtında canını ortaya koyan kişiler sayesinde olduğunu söyledi.

Recep USUN – Star Kıbrıs
http://www.abvizyonu.com/basindan/bir-gece-ansizin-geldik.html
http://www.dailymotion.com/video/x9cvq0_kybrys-baryy-harekaty_lifestyle#from=embed

Bizden de hatıralar…

1. Kıbrıs’ın Sesi Radyosu yayınına İstiklal Marşı ile başlar, daha sonra “Kıbrıs’ın Dağlarında Arslanlar Yaşar” marşı ile devam ederdi.
2. Anamur’da iskele yolundan sağa dönülerek gidilen yolun önündeki bariyerin hemen önünde büyük bir plaka üzerinde “Askeri Meteoroloji İstasyonu” yazardı.
3. İki çok yüksek kule arasında Kıbrıs’a paralel bulunan antenin ve istasyonun altı tamamen bakır plakalar ile kaplıydı.
Beğen  
Önceki Yazı
Sonraki Yazı