"tamsat-bilim" etiketli yazılar:

Gökadaların Adlandırılması

 Misafir Yazar
 17 Ocak 2011

Eğer görünüş veya yer olarak ayrı iseler bazı gökadalara açıklayıcı isimler verilir (Andromeda, Whirlpool gibi). Fakat çoğu gökada bir katalogda adlandırıldığı şekilde bilinir. Gökyüzündeki nesnelerin en eski kataloglarından biri Charles Messier tarafından yapılmıştır. Messier 1700’lerde kuyrukluyıldızları arıyordu, fakat kuyrukluyıldızlar gibi, ama hareket etmeyen, nesneleri de kaydediyordu. Sonunda bu nesnelerin bir kataloğunu hazırladı, ve konumlarını bir liste şeklinde kaydetti, böylece onlara tekrar baktığında kuyrukluyıldız olduklarını zannederek şüpheye düşmeyecekti.

Gökadaların Görünen Yaşamları: Gökadaların Özellikleri

 Misafir Yazar
 17 Ocak 2011

Samanyolu da diğer tüm gökadalar gibi kütleçekimi ile bir arada tutulmaktadır. Kütleçekimi aynı zamanda gökada etrafında dolanan yıldızları, gezegenimsi cisimleri, gaz ve tozları da bir arada tutmaktadır. Gezegenler Güneş’in etrafında dolandığı gibi, Güneş te Samanyolu’nun merkezi etrafında dönmektedir. Gökadalar değişik türde şekillere sahiptir. 1920’lerde Edwin Hubble gökadaların yapılarını ilk kez araştıran kişi olmuştur.

Gökadalar

 Misafir Yazar
 17 Ocak 2011

Galaksi veya gökada, kütleçekim kuvvetiyle birbirine bağlı yıldızlar yıldızlararası gaz, toz ve plazmanın meydana getirdiği yıldızlararası madde ve şimdilik pek anlaşılamamış karanlık maddeden oluşan sistemdir. Tipik galaksiler 10 milyon (cüce galaksi) ile bir trilyon (dev galaksi) arasındaki miktarlarda yıldız içerirler ve bir galaksinin içerdiği yıldızların hepsi o galaksinin kütle merkezini eksen alan yörüngelerde döner. Galaksiler çeşitli çoklu yıldız sistemlerini, yıldız kümelerini ve çeşitli nebulaları da içerebilirler. Çevresinde gezegenler ve asteroitler gibi çeşitli kozmik cisimler dönen Güneş, Samanyolu galaksisindeki yıldızlardan yalnızca biridir.

Uzaydan İlk Fotoğraf Çekim Öyküsü

 Selda DEMİRÇALI
 4 Ocak 2011

Merhaba. Çalışmalarımızını takip ediyorsanız, yakın uzay araştırmaları ile ilgili çalışmalarından da haberdarsınızdır. Bu nedenle “Uzaydan İlk Fotoğrafın Çekim” makalemizi de benzer bir konudan seçtik. Bu kısa açıklamadan sonra şimdi yazımıza geçelim. 2’nci Dünya Savaşı’ndan hemen sonra, Sputnik uydusunun uzay çağını açmasından yıllar önce 24 Ekim 1946’da bir grup asker ve bilim adamı, Yeni Meksika Çölü’nde yeni ve harika bir şey gördüler. Bu Dünya’nın uzaydan görülen “ilk” fotoğrafıydı. Pürüzlü ve siyah-beyaz olan bu fotoğraf, White Sands Füze Deneysel Atış Sahası (WSMR) rampasından fırlatılan bir Alman V-2 füzesi üzerine yerleştirilmiş olan 35 mm.lik hareketli kamera tarafından 65 mil yükseklikten çekilmişti.

Devrim Model Roket Takımı

 Misafir Yazar
 14 Aralık 2010

Devrim Deneysel Roket Takımı olarak bu seneki çalışmalarımıza başlamış bulunmaktayız. Amacımız Türkiye’de Model Roketçilik’te ve Deneysel Roketçilik’te başarılı çalışmalar yürütüp bu teknolojinin ülkemize aktarımını sağlamak, yaygınlaştırmaktır. Bu projede edinilecek deneyim ve bilgilerle başka projelere katkı sağlanacağını planlamaktayız. Gelecek sene ülkemizde Model Uydu ile Model-Deneysel Roket alanlarında ulusal çapta bir etkinlik gerçekleştirmek istiyoruz. Roketlerimizin tasarımları genel olarak öğrencilerin kendi imkânlarıyla gerçekleştirilmektedir.

Pluto mu Eris mi? Hangisi Daha Büyük?

 Ethem DERMAN
 16 Kasım 2010

6 Kasım 2010 günü bir güneş sistemi cismi çok sönük bir yıldızı örttü ve bu sayede o cismin yörüngesindeki hızı bilindiğinden dolayı çok duyarlı olarak sözkonusu cismin boyutu bulundu. Bu cismin adı Eris’di. Eris Yunanlıların NİFAK tanrıçasıydı, peki neden? Konuya girmeden geniş bir giriş yapmak gerekir. Gökbilimde çok kullanılan bir kavram vardır; Neptün Ötesi Cisimler (NÖC). Bu cisimler güneş sistemindeki küçük gezegenlerdir ama yörüngeleri Neptün yörüngesinin daha ötesindedir. O bölge de kendi içinde üçe ayrılır, sırasıyla Kuiper kuşağı, yaygın disk ve Oort bulutu.

Şimşek ve Yıldırım

 Ruha USLU, TA2IRU
 11 Kasım 2010

Aslında bu yazı yerine TAMSAT-Genç Bilim Takımının çalışmaları için örnek bir devreyi anlatacaktım. Ancak sonradan meteorolojik etkilerden olan şimşek ve yıldırımı anlatmadan bu konuya doğrudan girmenin doğru olmayacağına karar verdim. Bununla ilgili dokümanları düzenlerken hem elektronik çalışmasının hem de aynı makalede şimşek ve yıldırımın beraber anlatılmasının oldukça uzun olacağını farkettim.  Bu konuda sizlere daha doğru bilgi aktarmak adına hepinizin yakından tanıdığı Boğaziçi Üniversitesi – Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü, Meteoroloji Labaratuvarı’ndan yardım istedim. Sağolsunlar kırmadılar ve bilgilerin kullanılmasına müsaade ettiler.

Very Low Frequency (VLF)-1

 Ruha USLU, TA2IRU
 31 Ekim 2010

Sizi bu kez çok farklı bir Dünya’ya götürmek istiyorum. Radyo amatörleri olarak alışık olduğumuz Very High Frequency (VHF) ve Ultra High Frequency (UHF) bandı dışında, davranış ve anten sistemleri olarak High Frequency (HF)’e kısmen benzer bir dünyaya. Adı VLF. Kısaltma İngilizce’de “Very Low Frequency” kelimelerinin baş harflerinden oluşmakla birlikte, dilimize “Çok Düşük Frekans” olarak çevrilmiştir. Bandın aralığı isminden de anlaşılacağı üzere oldukça düşük olup (3 Khz ile 30 Khz) arasındadır. Dalga boyu “myriametres” olarak da tanımlanmaktadır. VLF band genişliği çok küçük (dar) olduğundan sesli haberleşme için ne yazık ki uygun değildir.

Sayfa 20 ile 24« İlk...10...1819202122...Son »