"Güneş Sistemi" etiketli yazılar:

Karadul Atarcası ve En Hızlı Dolanan Yıldız

 Ethem DERMAN
 13 Kasım 2012

Karadul (Black Widow) tanımı bir cins örümcekten kaynaklanır. Çiftleştikten sonra erkeğini yiyen dişi örümcek türünün adıdır. Peki bu terim gökbilime nasıl girmiştir? Çift yıldızlar, ortak kütle merkezi çevresinde dolanan yıldızlardır. Eğer bunlardan biri çok yoğun nötron yıldızı ise ve bileşenine çok yakın ise bir takım çekim (Roche Şişimi) ve yoğun gama-ışın etkileri sonucu yıldızını yiyip bitirir. İşte bu tür sistemlere Karadul Atarcaları adı veriliyor.

Süper Dünyalar

 Ögetay KAYALI
 18 Ekim 2012

Süper Dünya’lar Güneş Sistemi’nin dışında kütlesi Dünya’dan daha fazla, fakat gaz devlerimiz Uranüs ve Neptün’den daha az, yani yaklaşık olarak dünyanın 10-15 katı kadar kütleye sahip olan gezegenlerdir. Süper Dünya denilince, Dünya benzeri olmasından kaynaklanan bir isim olduğu akla geliyor. Lakin Süper Dünya sayılma koşulu, sadece gezegenin kütlesiyle alakalı, yaşanabilir olması veya yüzey koşulları bunda bir etken değil.

Gökyüzünün İlginç Cisimleri: Kaynayan Uydu, Io

 Ethem DERMAN
 22 Mart 2012

ABD’deki jeologlar bugüne kadar çekilmiş görüntüleri kullanarak güneş sisteminin en ilginç ve gizemli cisimlerinden biri olan Jüpiter’in uydusu Io’nun haritasını çıkardılar. Bu uyduyu Galileo 400 yıl önce keşfetmişti. Onun keşfettiği ve bugün adlarına Galileo uyduları dediğimiz 4 büyük uydudan Jüpiter’e en yakın olanı. Fakat bu yakınlık onun başına iş açmış. O dev gezegenin tedirginlik etkileri (bizim Ay’a uyguladığımıza benzer) ile iç yapısı sürekli ısınıyor, bu ısıyı içinde tutamadığı için de yüzeyi yanardağlarla dolu. Io üzerinde gördükleri her olguyu harita üzerine işlediler. Yanardağlar, lavların akıntı yolları, volkanik kubbeler, yüksek dağlar, kükürt dioksitçe zengin bölgeler gibi 19 farklı yüzey türünü 6 yıl süren bir proje çerçevesinde haritaladılar.

Satürn: Bir Fotoğrafın Anatomisi

 Ethem DERMAN
 15 Mart 2012

Satürn sisteminde çalışmakta olan Cassini uzay aracı bu fotoğrafı 7 Haziran 2006 tarihinde çekti. Halkanın Satürn’e yakın kısmına bakarsanız onun güzel uydusu Mimas’ı görebilirsiniz. Gezegenin kendisi saçılmış ve yansımış ışınlarla parlak gözükmekte. Halkanın üstünde, arkaplanda iki yıldız adeta “biz de buradayız” diyorlar. Dikkat ederseniz halka parlak ama Mimas karanlık gözüküyor, neden? Fotoğrafı büyütüp bakarsanız Mimas’ın bir hilal şeklinde olduğunu anlarsınız. O hilale bakarak Güneş’in konumunu da bulabilirsiniz. Cassini’nin tam karşısında, halkadan biraz aşağıda hafifçe sağ tarafta. “Satürn’ün gece tarafı aydınlık, bu ışık nereden geliyor?” derseniz onu halkadan yansıyarak ve saçılarak gelen ışınlar aydınlatıyor. Satürn’ün gece tarafının güney yarım küresi ışığını halkanın güney tarafından yansıyan ışınlardan alıyor.

Yetim veya Göçmen Gezegenler

 Ethem DERMAN
 14 Mart 2012
APRS

Gezegen deyince hemen aklımıza bizim güneş sistemindeki 8 gezegen geliyor. Son zamanlarda yabancıların exoplanet, bizim ötegezegen dediğimiz başka yıldızların çevresinde dolanan gezegenleri de bulmaya başladık, ondan da haberimiz var. Peki gezegenin öksüzü veya göçmeni nasıl oluyor? Gökbilimde son zamanlarda kullanılmaya başlanan küçük merceklenme (microlensing) yöntemi aslında çekimsel merceğin bir başka türü. Aslında her ikisi de 1915 yılında Einstein’ın ileri sürdüğü, ışık büyük bir kütlenin yanından geçerken bükülür ilkesine göre çalışıyor. Birbiri ile hiç ilişkisi olmayan bir gezegen bir yıldızın önünden geçerken yıldızın ışığında aletlerimizin farkedebileceği bir artmaya neden oluyor. Burada yıldız gezegenden çok çok uzaklarda olabilir, önemli olan aynı doğrultuya gelmesi.

İki Yüzlü Aydede

 Ethem DERMAN
 13 Mart 2012
Kutu

Ay’a neden “Aydede” dediğimizi bir türlü anlamam. Dedem veya yaşlı birisi ile ne ilişkisi var diye kendime sürekli sormuşumdur. Bu halk deyimi acaba nereden kaynaklanıyor? Bugün Ay ile ilgili bir haber okurken Amerikalıların da Ay ile bizimkine benzer bir deyişleri olduğunu öğrendim. Sürekli olarak bize bakan yüzüne “Ay’daki Adam” (man in the moon) tabirini kullanıyorlar. Hatta 1991 yılında “The Man in the Moon” adlı bir film çevirmişler, Türkçe’ye de “Ay’daki Adam” diye tercüme etmişler. Romantik drama türü bu film, bir özdeyiş üzerine kurulmuş ve son sahnesinde şu şekilde dile getirilmiş. “Eğer bir sorunun varsa ve karar veremiyorsan, Ay’daki adamla konuş” (They could talk to the man in the moon if there was any trouble or confusion). Demek onların kültüründe de Ay’da bir adam var, tıpkı bizim Aydedemiz gibi.

Mars’ın Manyetik Alanına Ne oldu?

 Ethem DERMAN
 8 Mart 2012

Mars’ın bugün küresel bir manyetik alanı yok, o nedenle Güneş’in tüm öldürücü ışınları yüzeyini sürekli döver. Fakat yapılan gözlemler kabuğunda bir bölgenin mıknatıslanmış ve kutupsal değişim gösterdiği anlaşılmıştır. Bu kanıtlar Mars’ın 4 milyar yıl önce kuvvetli bir manyetik alanı olduğunu göstermektedir. Peki buna ne oldu, nasıl bir olay manyetik alanın sönümlenmesine neden oldu? Nihayet bilim insanları suçluyu buldular. 4.1-4.2 milyar yıl önce gezegene çarpan yaklaşık 3 Km çapındaki beş asteroidin manyetik alanı tamamen bitirdiği anlaşıldı. Gezegenler oluştuktan sonra ki yaklaşık yarım milyar yıl Güneş çevresindeki diskde oluşan parçacıklar gezegenlere çarparak bir anlamda onların büyümesine neden olmuştur. Buna “bombardıman süreci” denir. Ay’ın yüzeyinde gördüğümüz kraterlerin çoğunun yaşı yaklaşık 4 milyar yıldır.

Gökyüzünün İlginç Cisimleri: HD 80606b Ötegezegeni

 Ethem DERMAN
 6 Mart 2012

Jüpiter benzeri bir ötegezegen olan HD 80606b, 190 ışık yılı uzaklıkta Büyükayı takımyıldızında bulunmaktadır. 2001 Nisan ayında geçiş yöntemi ile keşefedilmiştir. Kütlesi 4 Jüpiter kütlesinde ve yarıçapı ise geçiş sırasında Jüpiter’den biraz küçüktür. Yoğunluğu ise yer yoğunluğundan biraz az. Yörünge dönemi 111.436 gün olan bu ötegezegenin en ilginç yanı yörünge dışmerkezliğinin (eksentirisite, e=0 ise çember, e=1 ise doğru) çok büyük olması yani çok basık bir elips yörünge. Yıldızına uzaklığı enöte noktasında 0.876 GB (1 GB=149.5 milyon km), enberi noktasında ise 0.301 GB’dir. Bu sayılar bize eğer bu ötegezegen bizim güneş sistemimizde olsaydı enöte noktasında hemen hemen yere yakın enberi noktasında ise güneşi sıyırarak geçecekti.

Sayfa 1 ile 212