"gezegen yaşam" etiketli yazılar:

Merkür Gezegeninde “X” Şeklindeki Yapı

 Enver İLİKÇİOĞLU, TA8L
 10 Şubat 2012

Bir gezegene göktaşı çarptığında bir krater açılır ancak o çarpma sonucu çok büyük miktarda materyal de fırlatılır. Büyük parçalar hemen kraterin kenarında yığılırken, küçük taş ve kayalar biraz daha uzağa düşerek bir doğru boyunca zincir şeklinde yeni ikincil kraterlerin açılmasına neden olurlar. Doğal uydumuz Ay üzerinde bu yapıdan çok sayıda görülmüştür. Fakat ilk kez birbirini dik kesen iki zincirin meydana getirdiği bu “X” şekli Merkür’de görülmüştür. Merkür çevresinde dolaşan Messenger uydusunun çektiği bu fotoğrafta, 120 Km. çapında büyük bir krater görülmektedir.

Ay’da Yuvarlanan Kaya

 Ethem DERMAN
 10 Şubat 2012

Bu fotoğraf, Ay’ın çevresinde dolanan NASA’nın Ay Keşif Uydusunun Kamerası (LROC) ile alındı. 9 metre büyüklüğündeki kaya Schiller kraterinin kenarından aşağıya yuvarlanmış. Fotoğrafa baktığınız zaman sanki çekimden biraz önce düşme meydana gelmiş diye düşünebilirsiniz. Ama dikkatli gözler kayanın bıraktığı izler üzerinde bir takım küçük çarpma kraterlerini hemen görebilir. Bilim insanları bu yuvarlanma olayının 50 ila 150 milyon yıl önce gerçekleştiğini tahmin ediyorlar. Eğer bilimsel gerçekleri tersine yorumlayan kişilerden biri iseniz hemen aklınıza Ay’da hava yok, rüzgar yok, yağmur yok bu kaya nasıl düştü diye yorumlayabilirsiniz.

Uzayda Alev

 Ethem DERMAN
 7 Şubat 2012

NASA bir uzay aracında yangın çıkarsa ne yapabiliriz sorusunun yanıtını uzun zamandır arıyor ve bu konu ile ilgili çeşitli testler yapıyor. Bugünlerde sözkonusu testler Uluslararası Uzay İstasyonu (ISS)’nda gerçekleşiyor. Uzay aracında karbon dioksit köpüklü yangın söndürücüler var. Küçük kapalı bir bölmede iki damlacık yakıtı tutuşturarak bu alevin çeşitli koşullarda nasıl söndürüleceği üzerine çalışıyorlar. Bu haberi yazmamın nedeni ise bir zamanlar “Uzay Araştırmaları” dersimde final sorusu olarak buna benzer bir soru sormuştum. Uzay istasyonunda bir mum yaksak alevini nasıl görürüz diye.

Bokböceği ve Gökyüzü

 Ethem DERMAN
 25 Ocak 2012

Benim çocukluğumda yazları gittiğimiz Namrun Yaylası’nda bu böceği çok gözlemişimdir. İlginç bir şekilde hayvan gübresini yusyuvarlak hale getirir ve onu bir yerlere yuvarlayarak götürmeye çalışırdı. Çocuk aklımla en şaşırdığım konu ise nasıl o denli ideal küreyi yapabildiğiydi. Tabii bir de ismi çok ilginçti, şimdi bakıyorum da İngilizcede de aynı isimle anılıyor, “dung beetles”. İlk kez ITK Gökevini yöneten Alper Ateş’ten duymuştum bokböceğinin eski Mısırlılarda çok önemli bir sözde tanrıyla özdeşleştiğini. Yeni okuduğum bir haber dolayısıyla bu ilginç konuyu tekrar Wiki’den çalışıp öğrenmem gerekti. Öğrendiklerimi son yapılan bir araştırma ile birlikte buradan size aktarmaya çalışacacağım.

“Tanrının Gözü” Bulutsusu

 Ethem DERMAN
 25 Ocak 2012

Gezegenimsi bulutsuların içinde önemli bir yeri olan Sarmal (Helix) bulutsuya 2003 yılında Hubble ile alınan fotoğrafında “Tanrının Gözü” adı verilmiştir. Aslında bu benzetimler sadece gök cisimlerini unutmamak açısından önemlidir. Geçen yıl bulunan bir bulutsuya da “Tanrının Eli” demişlerdi, daha neler göreceğiz kimbilir. Sanırım gökyüzünde olan her cismin tanrı ile ilişkilendirilmesinden kaynaklanıyor. “Gezegenimsi bulutsu” ifadesine de takılmayalım, bundan 200-300 yıl önce teleskopla ilk bulunduklarında nokta kaynak olmayıp bir yüzey gösterdiği için o zamanlar gezegen sanılmıştır. Ancak gezegenle hiçbir ilişkisi olmadığı anlaşılmış, lakin isimleri öyle kalmıştır.

Astrobiyoloji Nedir?

 Serenay USLU, TA2ISU
 1 Kasım 2010

Astrobiyoloji ya da egzobiyoloji, disiplinler-arası bir bilim olup, özellikle evrende yaşamın ortaya çıkmasını ve evrimini sağlayan jeokimyasal ve biyokimyasal etken ve süreçleri konu alır; bir başka deyişle, evrende biyolojik kökenin, evrimin, dağılımın ve canlıların geleceğinin incelenmesidir. Bu bilimsel disiplinler-arası alan, kısaca, Güneş Sistemi’miz içinde ve dışında kalan “yaşanabilir gezegen”lerdeki yaşanabilir ortamların araştırılmasını, abiyogenez (prebiyotik kimya) kanıtlarının araştırılmasını, Mars’ta ve Güneş Sistemi’mizde yaşamı, Dünya’daki yaşamın evriminin kökenleri ve erken dönemleri üzerine laboratuvar çalışmalarını ve alan araştırmalarını ve yaşam potansiyelinin Dünya ve uzaydaki zorluklara uyarlanması çalışmalarını kapsar.

Sayfa 1 ile 11