ESO Türkiye

 Umut Yildiz
 1 Ekim 2011

Astronomi (Gökbilim) en eski bilim dallarının başında gelmektedir. Günümüzde, astronomi en ileri teknolojilerden ve bilim adamlarının kullanabileceği çok yönlü tekniklerden bazılarını kullanarak, en modern ve en güçlü bilimlerden biri olarak göze çarpmaktadır. Artık astronomi  için daha heyecan verici zamanlar başlıyor: Teknolojik imkanlar sayesinde artık Evren’in diğer ucundaki cisimler üzerinde çalışmamıza ve diğer yıldızların etrafındaki gezegenleri saptamamıza izin veriyor.

Gökbilimciler şu an üzerinde çalıştıkları konular üzerinde ilerleme kaydedebilmek için Evren’e açılan pencereler olan teleskopları kullanıyorlar. Gözlem koşullarının titizlikle seçildiği gözlemevlerinde kullanılan son teknoloji ürünü teleskoplar, ülkeler arasında güçlü ekonomik ve bilimsel işbirlikleri sayesinde kurulup işletilebiliyorlar. Gökbilimde lider konumda olmak ve çok büyük teleskoplar kurmak için devletlerin bilim, teknoloji ve sanayi alanlarında işbirliği yapması gerekiyor, zira büyük bir teleskop kurup işletmek çok büyük emekler istiyor. Ülkemiz gökbilimcileri bu gibi ihtiyaçlar nedeniyle bir araya gelen ülkelerin oluşturduğu Avrupa Güney Gözlemevi (ESO) adlı bir kuruma şimdilerde Türkiye’nin de üye olmasını ve gökbilim çalışmalarında beklenen atılımı gerçekleştirmeyi hedefliyor.

Kısaca ESO

Avrupa Güney Gözlemevi ESO, Avrupa’daki en önemli hükümetlerarası gökbilim kuruluşudur ve dünyanın en üretken gökbilim gözlemevidir. 15 ülke tarafından desteklenmektedir: Avusturya, Belçika, Brezilya, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Finlandiya, Almanya, İtalya, Hollanda, Portekiz, İspanya, İsveç, İsviçre ve İngiltere. Tasarıma, inşaya ve önemli bilimsel keşiflere olanak sağlayan güçlü yer tabanlı gözlem faaliyetlerine odaklanan iddialı bir program yürütmektedir. ESO ayrıca gökbilim araştırmalarında teşvik edici ve düzenleyici bir dayanışma konusunda öncü bir rol oynamaktadır. ESO Şili’nin Atacama Çölü bölgesinde benzeri olmayan üç adet birinci sınıf gözlem yerleşkesi işletmektedir: La Silla, Paranal ve Chajnantor. ESO Paranal’da dünyanın en  gelişmiş optik gökbilim gözlemevi olan Çok Büyük Teleskop’u (Very Large  Telescope), ve iki tarama teleskopu işletmektedir. Kırmızı ötesi gözlem  teleskopu VISTA dünyanın en büyük tarama teleskopudur ve VLT tarama teleskopu  (VST) ise sadece görünür ışıkta gökyüzünü taramak için tasarlanan dünyanın en  büyük teleskopudur. ESO varolan en büyük gökbilim projesi ve devrimsel gökbilim  teleskopu ALMA’nın Avrupalı ortağıdır. ESO şu anda “gökyüzünü izleyen  dünyanın en büyük gözü” olacak 40-metre sınıfında Avrupa Aşırı Büyük  optik/yakın kırmızı ötesi Teleskopu, E-ELT’yi inşa etmeyi planlamaktadır.

Resim 1. Paranal’da kırmızı ayın yükselişi

Türkiye’de  Astronominin Durumu

Türkiye’de  gökbilim çalışmaları 1933’te batı ülkelerindeki üniversitelerin bilimsel  düşüncesi ile araştıran – sorgulayan ve yeni yöntemleri uygulayan bir anlayış  getirilmek amacıyla yapılan Üniversite reformuyla İstanbul Üniversitesinde (İÜ)  Astronomi Enstitüsü’nün kurulmasıyla başlamıştır. 1933 – 1934 eğitim ve öğretim  yılında enstitü müdürü olmak üzere davet edilen Ord. Prof. Dr. Finlay  Freundlich yardımcı eleman, bilimsel kitap ve bir gökbilim aleti olmaksızın ilk Astronomi bölümünün temellerini atmıştır. 1934’te W. Gleissberg, L. Borchheim  ve E. Weber enstitüye çalışmak üzere davet edilmiş ve 1935’te gözlemevi  binasının temelleri İ.Ü. Beyazıt kampüsünde atılmış ve ilk gözlem aletleri  alınmıştır. Enstitünün ilk mezunları Nüzhet Gökdoğan ve Paris Pişmiş 1934 –  1937 yılları arasında doktora tezlerini tamamlamıştır. N. Gökdoğan astronomi  enstitüsüne atanırken, Paris Pişmiş ise kariyerini yurt dışında devam  ettirmiştir.

İÜ  Astronomi Enstitüsü’nden yetişen astronomlar 1945 yılında Ankara  Üniversitesi’nde ülkemizin ikinci astronomi enstitüsünü ve 1962’de İstanbul ve  Ankara Üniversitelerinden yetişen astronomlar Ege Üniversitesi’nde ülkemizin  üçüncü gökbilim enstitüsünü kurmuşlardır. 1990’da Astronomi Enstitülerinin  adları Astronomi ve Uzay Bilimleri bölümü olarak değiştirilmiştir. Üç  bölümde de optik gözlemevi bulunmaktadır. Şehrin gece gökyüzü koşullarının da etkisiyle İstanbul’daki gözlemevinde gündüz Güneş gözlemleri, Ankara ve  Ege’deki gözlemevlerinde ise gece gözlemleri yapılabilmiştir. 1998 yılında  Yüksek Öğretim Kurumu Erciyes Üniversitesi’nde Astronomi ve Uzay Bilimleri  bölümünü kurmuştur. Bu bölümün diğerlerinden farkı gözlemevinin radyo bölgede  çalışacak olmasıdır. Radyo gözlemevinde alt yapı çalışmaları halen devam etmektedir.  2011 yılı itibariyle Astronomi camiasına üç farklı üniversitede üç farklı bölüm  eklenmiştir. Bunlar; Malatya Üniversitesinde Astronomi ve Uzay Bilimleri  bölümü, Akdeniz ve Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitelerinde ise Uzay Bilimleri  ve Teknolojileri bölümleridir. Bunlara ek olarak 10’dan fazla üniversitenin  Fizik bölümünde Astrofizik alanında lisansüstü çalışmalar ve bilimsel  faaliyetler yürütülmektedir. Ülkemizde lisans ve lisansüstü eğitimini  tamamlayarak yurtdışındaki enstitülerde doktora, doktora sonrası araştırma  yapan ve üniversitelerde öğretim görevlisi olan çok sayıda astronom  yetişmiştir.

Ülkemizdeki  gözlemsel gökbilim çalışmalarının merkezi, Antalya Saklıkent’te bulunan 2547 m  rakımlı Bakırlıtepe’ye 1997 yılında resmi olarak kurulan TÜBİTAK Ulusal  Gözlemevi’dir (TUG). TUG’da 40, 60, 100 ve 150 cm’lik optik teleskoplar ve  ROTSE III-d robotik teleskobu kullanılarak bilimsel yayınlar, tez  çalışmaları için ve çeşitli cisimlerin takip gözlemleri yapılabilmektedir.

RTT 150 teleskobu Rus araştırmacılarla dönüşümlü olarak kullanılmaktadır. ROTSE  III-d ise eşdeğerleri Namibya, Avustralya ve ABD’de konuşlandırılmış kısa  süreli yüksek enerjilerde parlamalar yapan kaynakların optik ışımalarını
gözlemleyebilmek adına TUG’a yerleştirilen bir optik teleskop olup yalnızca  gözlem zamanının %30’u Türkiye’deki astronomlarca kullanılabilmektedir.

İlk  Astronomi ve Uzay Bilimleri bölümünün kurulduğu 1933 yılından bu yana yüzlerce  gökbilim mezunu bulunmaktadır. Yurtiçi ve yurtdışındaki kurumlarda eğitimlerine  lisansüstü düzeyde devam ederek astronominin gelişimine katkıda bulunan  astronomlar bugüne kadar SCI (Science Citation Index) kapsamındaki uluslar  arası dergilerde yayımlanan 1000’e yakın bilimsel yayına imza atmıştır. Bu  çalışmalar 2000 yılından sonra büyük bir ivme kazanmıştır. Öyle ki 2000  yılından önce yapılan çalışmalar 250’ye yakınken, 2000 yılı sonrasında bu sayı  dört kata yakın artmıştır. Bu artışın başlıca sebepleri arasında bilinçlenmenin  artışı, geçmişte kurulan yurtdışındaki kişi ve kurumlarla kurulan bağlantılar,  yurt dışında doktora çalışmaları yapıp yurda dönerek üniversitelere yerleşen  astronom ve astrofizikçilerin yeni nesil araştırmacıları yetiştirmesi ve  teknolojinin gelişerek başta bilgiye, bilimsel yayınlara, yurtdışındaki ve  yurtiçindeki araştırmacıların birbirine daha kolay ulaşabilmesi yer almaktadır.  Başka bir nokta ise günümüze kadar yapılan gökbilim çalışmalarının kalitesidir.

Yine 2000 yılından sonra yapılan bilimsel makaleler etki katsayıları yüksek  olan dergilere gönderilmiş ve yapılan bilimin kalitesinde artış gözlenmiştir.

Ülkemizdeki astronomların %90’ı optik bölgede gökbilim çalışmaları yaparken  geriye kalan %10’u yüksek enerji, UV, IR ve radyo bölgelerde çalışmaktadır.

Görüldüğü gibi ülkemizdeki astronomi ve astrofizik  çalışmaları 1933 yılında ilk Astronomi ve Uzay Bilimleri bölümünün kurulmasıyla  atılan ilk adımdan, 1997’de kurulan ilk ulusal gözlemevine ve 2000 yılından  sonra teknolojik ilerleme ve uluslar arası işbirliği kaynaklı bilinçlenmeyle üç  önemli adım atmıştır. Buraya kadar kapalı bir sistem olarak ülkemizdeki  bilimsel gelişmeler bu şekilde olmuştur, ancak daha geniş pencereden  bakıldığında bu ilerlemeler Dünya gezegeninde bulunan diğer ülkeler arasında  yeterince sahibi olmadığımız ve çok büyük bilimsel keşiflere imza atabilmemizin  ne kadar zor olacağı gerçeğini görmemize engel değildir.

2000’li  yıllarda oluşan bilinçlenmenin bir göstergesi olarak yurtiçindeki  üniversitelerde bulunan bölümlerin işbirliği yapmaya başlaması ve  üniversitelere yeni teleskopların alınması ve çalışılan dalgaboyu aralığının  optik bölgenin dışına çıkarılması olarak düşünülebilir. Önceden bireysel olarak  yürütülen bu işbirliklerine ek olarak kurumsal anlamda da işbirlikleri  yapılmasıdır. Buna en güncel örnekler olarak İ.Ü. Astronomi ve Uzay Bilimleri  bölümünün büyük bütçeli bir projeyle temin ettikleri teleskopların Çanakkale  Onsekiz Mart Üniversitesi’nin Ulupınar Gözlemevi sahasına kurması; Erzurum  Atatürk Üniversitesi’nde kırmızı-ötesi teleskop kurulmasına yönelik alt yapı  çalışmasının yapılıyor olması sayılabilir.

 Resim 2. 8,2 m Yepun teleskopundan gönderilen ve atmosferin mezosfer tabakasında 90 km kadar yükseklikte sanal bir yıldız oluşturan lazer ışındemeti.

ESO  ve Türkiye: Neden biz de üye olmalıyız?

ESO’ya  üye ülkelerin sadece gökbilim çalışmalarını büyük oranda ilerlettiğini düşünmek  eksik olur. ESO, en yüksek gökbilim araştırmaları olduğu kadar aynı zamanda, yüksek teknoloji, araştırma ve geliştirmeye daha önem veren endüstri ve  kaliteli bilimsel eğitim anlamlarına da geliyor. Türkiye’nin son yıllarda  bilimsel alanda yaptığı atılımlar kendini birçok dalda uluslararası seviyeye  çıkarmayı hedeflediğini kanıtlıyor. Gerek katılmaya başladığı uluslararası projeler,  gerek artan destek ve gerek de yurtdışından dönmeye başlayan yetişmiş astronom  ve mühendislerle uluslararası arenada adından söz ettirmeye başlıyor.

Günümüzde  özellikle bilimsel araştırmalarda bilimin küreselleşmesi büyük önem taşıyor.  Özellikle astronomide ülkeler meteorolojik şartları, bütçeleri vs. gibi  nedenlerden dolayı tek başlarına yapamadıkları araştırmaları birkaç ülke  birleşip yaptıklarında etki yapabilecek birçok keşiflere yol açabiliyorlar. ESO  bu anlamda gökbilim araştırmaları gelişmiş 15 ülkenin güçlerini birleştirip  Dünyanın en gelişmiş aygıtlarını inşaa edip, en ileri araştırmaları yapmasına  olanak sunmak için kurulmuştur. 1962 yılında beş Avrupa ülkesinin birleşip  ESO’yu kurmasından sonra günümüze kadar diğer Avrupa ülkelerinin de  katılmasıyla üye ülke sayısı 15’e kadar yükselmiş ve dev bir uluslararası kurum  haline gelmiştir. En son 2010 yılında katılan Brezilya, grubun ilk Avrupa  dışından üyesi olmuştur. Burada diğer önemli olan nokta kuruma son katılan  ülkelerden Çek Cumhuriyeti (2007), Avusturya (2008) ve Brezilya’nın ulusal  gökbilim araştırmaları seviyesi uluslararası düzeyde rekabet edebilecek durumda  değildi. Ancak ESO üyeliği vasıtasıyla kısa zamanda diğer bütün üye ülkelerle  işbirliği oluşturarak modern gökbilim çalışmalarına hızlı bir ivme kazandırmıştır. Buradan da çok rahat bir şekilde görüleceği gibi ESO aynen Avrupa Birliği gibi kendi üyelerinin de belli bir seviyeye gelene kadar teknik  ve bilimsel anlamda yardım ettiği görülebilir.

Ülkemizde  yapılan astronomi ve astrofizik çalışmaları büyük oranda optik astronominin belirli konuları ile sınırlı olmasının yanında az sayıda kişi ya da grup yüksek  enerji astrofiziği, X-ışın astronomisi ve radyo gökbilim alanında çalışmalar  yapmaktadır. Ancak elektromanyetik tayf sadece optik bölgeden oluşmuyor, diğer dalgaboylarının herbirinde oldukça yeni ve büyük keşifler sürekli yapılıyor.

ESO  üyeligi, Türkiye’deki mevcut gözlemevlerine ve oradaki teleskoplara alternatif  olarak değil, bilakis tamamlayıcı ve mevcut durumu çok daha geliştirici olarak  düşünülmelidir. Çünkü ESO üyesi herbir ülkenin kendi üniversite/ulusal  gözlemevleri varlığını devam ettirip ESO için yapılan projelerde teknik olarak  enstrüman yapımı için bir merkez oluşturduğu gibi bilimsel olarak da ESO’nun  büyük teleskoplarından gelen veriler ve keşiflere takip gözlemleri yaparak  etkinliğini sürdürecektir. Türkiye astronomisinin uluslararası seviyeye  ulaşması ve çığır açan keşiflere önayak olması ya da yer alması için böyle bir  kuruma üye olmak kaçınılmaz görünmektedir.

ESO,  Dünya üzerinde birçok disiplini biraraya getirip bunu en etkili bir şekilde kullanan çok az sayıda kurumdan  birisidir. Bünyesinde astronomlar olduğu kadar farklı dallarda mühendis, iş adamları ve öğretmenlerle çalışıp üye ülkelerin gelişiminde bilimsel, teknik,  endüstri ve eğitim desteği sağlıyor.

Resim 3. Paranal

Teknik

ESO’ya ait  teleskoplar Dünya’nın en büyük ve en gelişmiş teleskopları arasındadır. Ancak  bu teleskopları astronomlar değil, sistem, optik, lazer, sinyal işleme, makine,  elektronik ve daha birçok dalda farklı mühendislik kollarından birleştirdiği  mühendisler ile inşaa ediyor. Ülkemizdeki eksikliklerden birisi de özellikle  gökbilim ile bu şekilde mühendislik dallarının henüz bağlantılarının etkin bir şekilde kurulamamış olmasıdır. ESO üyeliği ülkemizdeki konuyla ilgilenen  mühendislerimizin ESO merkezlerinde eğitim ve araştırma yapmasına olanak  sağlayacağı gibi, ESO’dan da tecrübeli mühendisleri ülkemize davet edip burada  bilgi ve tecrübelerini aktarmasına olanak sağlayacaklardır. Özellikle ülkemizde  projesi devam eden optik, kırmızıötesi ve radyo teleskoplarının yapımlarında,  kurulumunda ve en etkin bir şekilde işletilmesinde danışmanlık desteği  sağlayabileceklerinden dolayı büyük önem arz ediyor. Bu şekilde en iyi ve en  etkin teleskop enstrümanlarının yapımında hızlı ve ucuz yolu bulmamız  sağlanacaktır. Aynı zamanda Tübitak Ulusal Gözlemevi ve üniversiteler  bünyesinde teleskop enstrüman/dedektör yapım merkezlerinin kurulumuna önayak  olup, kısa bir süre içerisinde kendi teleskop ihtiyacımızı karşılayıp bugün  bizim ithal ettiğimiz gibi yarın ihraç etmemize vesile olacaktır.

Bilim

Türk  astronomları Dünya’nın en büyük teleskoplarına erişim hakkı kazanacağından  uluslararası seviyede yüksek atıf alan makalelere katılım sağlayıp büyük  keşiflerde de yer alabileceklerdir. La Silla, Paranal ve Chajnantor’da bulunan  çok sayıda büyük teleskoba doğrudan ve eşit gözlem hakkı kazanan Türk  astronomlarının yol masrafları da ESO tarafından karşılanacaktır. ESO’ya ait  birçok farklı dalgaboylarında çalışan teleskop bulunduğundan ülkemizdeki  neredeyse bütün astronomların bu teleskoplarda kendi çalışma alanlarında gözlem  yapabilme olanağına sahip olacaklardır. ESO’ya üye olup bu teleskoplara erişim  hakkı bulunduğumuzdan yabancı araştırmacı ve öğretim üyelerinin de ülkemize  gelip üniversitelerimize katkı yapmasına yol açacaktır. En önemlisi büyük  uluslararası projelere katılım sağlayıp çok daha yeni ve farklı alanlarda  çalışmalar başlatabileceğiz. Özellikle Paranal’daki optik/kırmızıöte çalışan 4  adet 8.2 metrelik VLT teleskopları, 2012’de Dünya’nın en gelişmiş milimetre ve  milimetre-altı teleskopları olacak olan ALMA ve yapımına kısa bir süre sonra  başlanacak olan 42 metrelik Dünya’nın çok uzun bir süre en büyük teleskobu  olarak kalacak olan E-ELT ülkemiz astronomisini olabilecek en ileri seviyeye  getireceklerdir.

Resim 4.  VLT Yardımcı Teleskop ve Cerro Armazones

Endüstri

ESO’nun  gökbilim camiasına en önemli katkılarından birisi de teleskopların ve  teleskoplarda kullanılan aletlerin yapımı için yıllardır endüstri ile çok yakın  ilişki içerisinde bulunmasıdır. İnşa edilen teleskoplar aslında tek başına  üniversiteler ve araştırma kurumlarında yapılmamaktadır. Özel sektörün de bu  işe girmesiyle çok sayıda yüksek teknoloji firması büyük katılım sağlayarak  projelerin gerçekleşmesini sağlamaktadır. Üyelik, Türkiye’nin bir diğer sıkıntısı olan özel/isteğe göre malzeme/alet üretiminin yolunu açabilecek ve  böylelikle endüstri ve sanayimiz de gelişecektir. Özellikle gelişmiş ülkeler  yıllardır gökbilim çalışmalarına vesile olacak detektörleri, enstrümanları yaparken çok sayıda günlük hayatta kullandığımız çığır açıcı (spin-off) icat ve  keşiflere yol açıyorlar. ESO’nun endüstriye yaptığı bu katkılardan dolayı üye  ülkeler, üyelik ücretinden çok daha fazla para kazanmışlardır. Özellikle 42  metrelik teleskopun yapımı üye ülkeler arasında paylaştırılacak. Eğer Türkiye  de bu paylaştırmalardan önce (2012 yılı civarları) tam üye olabilirse bu paya  ortak olup milyar euroluk alt-projelerine girebilecek ve üyelik ücretini kat  kat karşılayabilecektir.

Bilim

Toplum ve Eğitim

Geniş  bir Eğitim ve Halkla İlişkiler Departmanı’na sahip olan ESO, ESO  Bilim Toplum Ağı (ESON  – ESO Science  Outreach Network) ile kuruma halihazırda üye ve potansiyel üye  ülkelerde, gökbilim alanında bilim-toplum iletişimi kuran, eğitim, bilim ve  medya üçlüsü ile bağlantıları olan kişilerce eğitim çalışmaları yürütmektedir.  Her ne kadar 15 üye ülke olsa da ESON’da Türkiye dahil 26 ülke temsil edilir.  ESON temsilcileri, ESO’daki gelişmeleri, basın bültenlerini vb. çalışmaları  yerel bağlantı noktası olarak çok kısa bir sürede medya ile paylaşır ve  gökbilim alanında bilimciler ve medya arasındaki iletişimi sağlar. ESO haber  bültenleri ayrıca “Uzay Gazetesi” başlığı altında yeni bir çalışma ile  çocukların anlayabileceği bir dile de çevrilerek her hafta yayınlanıyor, Türkçe  de dahil 3 dilde yayınlanan proje çocuklara, ebeveynlere ve öğretmenlere hitap  ediyor.

 Neden hemen şimdi?

Bugün  ülkemiz her ne kadar ekonomide Dünya’nın en iyi gelişme gösteren ülkelerinden  birisi olarak addedilse bile bazı kıstaslar ile bu durumu göstermek Dünya  çapında her zaman farkındalığı artırıp etkili olmaktadır. Bunların en başında  ülkenin sahip olduğu uzay teknolojisi ve çalışmaları gelmektedir. ESO’ya dahil  birçok gelişmiş ülkelerin varlığı nedeniyle üye ülkeler nezdinde bu şekilde  büyük teleskopları olup Türkiye’nin de girip hem faydalanıp hem katkı  yapacağımız ve söz sahibi olabileceğimiz başka bir kurum yok. Türkiye’de  astronomi, astrofizik ve mühendislik çalışmalarının çok hızlı bir şekilde  gelişmesi için daha fazla beklemenin bir anlamı olmadığı ortada. ESO üyeliği  2023 yılında Türkiye’nin Uzay Çağı’nda ön saflarda olma isteğinde olduğunu  kanıtlamak için çok büyük bir fırsat. 2023 yılında 42 metrelik teleskop  tamamlandığında Türkiye’de cumhuriyetinin de 100. Yılı olacağından Türk  astronomlarının Dünya’nın en büyük teleskobunun hem inşaasına katılıyor olup  hem gözlem yapacak olması gerçekten heyecan verici.

Ancak  Avrupa’da yaşanan ekonomik kriz nedeniyle 42 metrelik teleskobunun yapımı için  daha fazla miktarda paraya ihtiyacı olduğu ortaya çıktı. Projenin devamı ve  varlığını sürdürülebilmesi için geçen sene Brezilya’ya teklif ESO tarafından  götürüldü ve coğrafi olarak Avrupa’da bile olmayan bir ülke kuruma tam üye  yapıldı. Zamanlama olarak ESO’ya katılım çalışmalarına şimdi başlamak en iyi  zaman çünkü maddi sıkıntıdan dolayı Avrupa Birliği’ne katılım süreci gibi sert  ön koşullar şu anda yok ancak eğer biz olmadan 42 metrelik teleskobu yaparlarsa  bize ihtiyacı hiç olmadığını/olmayacağını düşünerek, daha sonra biz katılmak  istesek de katılımımızı zorlaştıracaklardır. ESO’nun hiçbir projesini yarım  bıraktığı görülmemiştir. Aynen bugün Avrupa Birliği’nde olduğu gibi 30-40 sene  önce katılımımızı geciktirdiğimiz Avrupa Birliği şu anda bize sert koşullar  sunuyorlar.

Ülkemizin  vakit kaybetmeden bu konuda bilgilendirilmesi ve üyelik faaliyetlerinin yakın  takibi adına Türkiye’deki üniversitelerden ve yurtdışındaki Türk astronomlar ve mühendislerden aldıkları destek ile kamuoyunun bilinçlendirilmesi ile yurt içi  ve yurt dışı çalışmaları için kurulan ESO Türkiye İnternet sitesine  (www.esoturkiye.org) herkesi davet ediyoruz.

ESO Türkiye adına

Özgecan  ÖNAL (İstanbul Üniversitesi, Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü)
Umut  A. YILDIZ (Leiden Üniversitesi, Leiden Gözlemevi)
Arif  SOLMAZ (Çağ Üniversitesi, Uzay Gözlem ve Araştırma Merkezi)

Kaynaklar

ESO Türkiye: http://www.esoturkiye.org
ESO Bilim Toplum Ağı Türkiye: http://www.eso.org/public/turkey.html
http://astronomi.erciyes.edu.tr/tarihce.html

http://www.tug.tubitak.gov.tr/baslangic.php
http://www.tug.tubitak.gov.tr/kurulus.php

h
ttp://astronomy.ege.edu.tr/ASTROWEB/TR2/index.php?option=com_content&view=article&id=46&Itemid=53
http://www.koeri.boun.edu.tr/astronomy/

 

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?