Category Archives: 5. Yaşam Döngüsü
Yıldızlar Denizi
Bu fotoğrafı bir hafta önce Sevgili Yunus Şendağ Google+’da paylaşmıştı. Çok hoşuma gittiği için ben de sizlere göstermek istedim. Maldiv adalarından Vaadhoo’da çekilmiş bir fotoğraf. Deniz kenarındaki küçük ama parlak ışıklar sanki gökyüzündeki yıldızların bir yansıması. Kıyıdaki bu ışıklar fitoplankton (phytoplankton) adı verilen denizde yaşayan mikroskopik canlıların yaydığı biyolojik ışık. Aynı ateş böceklerinin ışığı gibi. Fitoplanktonların çeşitli türleri okyanusun her tarafında bol miktarda bulunur ve onların ışıkları her zaman görülür. Fakat bu karede yıldızlar ile beraber çok romantik bir görünüşü var, o sahilde sevdiğiniz ile yürümek istemez miydiniz? Fotoğrafı çeken sanatçı Doug Perrine.
Başka Sistemlerde de Gezegenlerin Dansı Var
NASA’nın Kepler Uzay Gözlemevi 2009 yılının Mart ayında yörüngesine oturtuldu. O günden bu yana gökyüzünün sadece bir bölgesinde bulunan 156.000 yıldızın ışığını sürekli olarak kaydediyor. Kepler’in amacı Yer benzeri ötegezegenlerin keşfi. Eğer gezegen yıldızının önünden geçerken onun ışığını birazcık kessin Kepler onu hemen farkediyor. Bu şekilde bulduğu ötegezegenlerin sayısı epey fazla ama onların ötegezegen olarak kabul edilmesi için dönemsel olarak en az üç geçiş yapması ve daha sonra da dikine hız gözlemi ile ötegezegenin kütlesinin bulunması gerekiyor. Bu nedenle şu anda 1-2 geçiş yapmış olanlara “ötegezegen adayı” olarak bakılıyor ve bunların sayısı 2.000′den fazla.
Samanyolu Gökadasında Bizi Dinliyorlar mı?
Geçenlerde Sevgili Burcu Hocam mesajında şöyle yazıyordu: “iki gün önce Discovery Channelde Morgan Freeman ile “Evrenin Sırları” adlı bir belgesel izliyordum. Orada iki görüş vardı. Biri sizin “eğer olsalardı ve bizim kadar gelişselerdi zaten duyardık. Ya bizden üstün değiller, ya da bizden çok üstün oldukları için dalgaları saklayabilen teknolojiye sahipler” dediğiniz, diğeri ise benim inandığım ünlü bir fizikçinin “biz radyo dalgalarını yaymaya başlayalı 100 yıl oldu ama bize en yakın yer zaten yaklasık 1.000 yıl ötede, yani bizim radyo frekanslarımızı 900 yıl sonra ancak duyacaklar.” dediği sözleri. İlginç ve hiç aklıma gelmeyen bir konuydu.
Uzayda Alev
NASA bir uzay aracında yangın çıkarsa ne yapabiliriz sorusunun yanıtını uzun zamandır arıyor ve bu konu ile ilgili çeşitli testler yapıyor. Bugünlerde sözkonusu testler Uluslararası Uzay İstasyonu (ISS)’nda gerçekleşiyor. Uzay aracında karbon dioksit köpüklü yangın söndürücüler var. Küçük kapalı bir bölmede iki damlacık yakıtı tutuşturarak bu alevin çeşitli koşullarda nasıl söndürüleceği üzerine çalışıyorlar. Bu haberi yazmamın nedeni ise bir zamanlar “Uzay Araştırmaları” dersimde final sorusu olarak buna benzer bir soru sormuştum. Uzay istasyonunda bir mum yaksak alevini nasıl görürüz diye.
Bokböceği ve Gökyüzü
Benim çocukluğumda yazları gittiğimiz Namrun Yaylası’nda bu böceği çok gözlemişimdir. İlginç bir şekilde hayvan gübresini yusyuvarlak hale getirir ve onu bir yerlere yuvarlayarak götürmeye çalışırdı. Çocuk aklımla en şaşırdığım konu ise nasıl o denli ideal küreyi yapabildiğiydi. Tabii bir de ismi çok ilginçti, şimdi bakıyorum da İngilizcede de aynı isimle anılıyor, “dung beetles”. İlk kez ITK Gökevini yöneten Alper Ateş’ten duymuştum bokböceğinin eski Mısırlılarda çok önemli bir sözde tanrıyla özdeşleştiğini. Yeni okuduğum bir haber dolayısıyla bu ilginç konuyu tekrar Wiki’den çalışıp öğrenmem gerekti. Öğrendiklerimi son yapılan bir araştırma ile birlikte buradan size aktarmaya çalışacacağım.
Kepler Teleskopu Dünyaya Çok Benzer Yeni Bir Gezegen Keşfetti
NASA’nın gezegen avcısı Kepler teleskobu, Kepler-22b ismi verilen ve atmosfer sıcaklığı dünyaya çok benzeyen bir gezegen keşfetti. Gezegen, Dünya’ya yaklaşık 600 ışık yılı uzaklıkta ayrıca yaşanabilir bir gezegen olma ihtimali bulunuyor. Güneş sistemi benzeri bir sistemin en küçük gezegeni olan Kepler 22b’nin takip edilmesi sonucunda daha fazla bilgi elde edilecek. Kepler-22b’nin çapı dünyanın 2,4 katı daha büyük. Bilim adamları henüz Kepler – 22b’nin kayalık, sıvı veya gaz bileşiminden oluşan bir gezegen olup olmadığını bilmiyorlar. NASA’nın Washington’da bulunan Genel Müdürlüğünde Kepler programı başkanı Douglas Hudgins açıklamasında bu keşif için; “Dünyanın ikizini bulmak için çıkılmış yolda önemli bir kilometre taşı” olarak nitelendi.
Curiosity Mars Yolculuğu’na Başladı
Fırlatılması bir gün ertelenen NASA’nın “Merak” (Curiosity) isimli robotu, 26 Kasım tarihinde Cape Canaveral hava üssünden insansız bir Atlas-5 roketiyle uzaya fırlatıldı. Küçük bir otomobil büyüklüğünde ve yaklaşık 900 kilo ağırlığında olan 6 tekerlekli araç, gelecek Ağustos ayında Mars’a ulaşacak. Dokuz ay sürecek yolculuğundan sonra gezegene inecek olan araç “Gale Krateri”nde araştırmalar yapacak. Kraterin yüksekliği 5, çapı ise 160 kilometre. ABD’nin Ulusal Havacılık-Uzay Dairesi (NASA), bir gezegende görev alacak en ileri düzeyde robotu Atlas V 541 roketi ile Florida eyaleti Cape Canaveral üssünden Mars’a gönderdi.
Mars Laboratuvarı – Curiosity Göreve Hazır !
Mars laboratuvarı uzay yolculuğuna hazırlandı. NASA’nın 2.5 milyar dolarlık Mars Science Laboratory adlı araştırma aracının 25 Kasım’da fırlatılması planlanıyor. Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi’nin (NASA), Mars’ta yaşam için uygun ortam olup olmadığını belirlemek üzere tasarladığı 2,5 milyar dolar değerindeki yeni robotu Mars Science Laboratory, 25 Kasım’da yapılması öngörülen fırlatma işlemi için Florida’daki rampaya getirildi. NASA web sayfasında geri sayım başladı bile !
Uzayda Yine Su Bulundu !
Avrupa Uzay Dairesi genç bir yıldızın çevresinde gaz, tuz ve buz parçacıklarından oluşan bir çember buldu. Bilimciler, kuyruklu yıldızlar arasında dünyadaki suya en benzeyen suyun Hartley 2 kuyruklu yıldızında gözlemlendiğini açıkladı. TW Hydrae adlı genç yıldız Dünya’dan 175 ışık yılı uzakta bulunuyor. 10 milyon yaşında olduğu tahmin edilen çemberindeki parçacıklar zamanla gezegen ve kuyruklu yıldızlara dönüşecek. Kuyruklu yıldızların taşıdığı buz parçacıkları ise, temas ettikleri yeni gezegenlerde deniz ve okyanuslar oluşmasına sebep olacak.
Evrendeki En Büyük Su Kütlesi Bulundu
İki astronomi ekibi, Evren’in bugüne kadar keşfedilmiş en büyük su kütlesini ortaya çıkardı. Dünyadan 12 milyar ışık yılı mesafedeki bu su kütlesi, dünya okyanuslarının içerdiği toplam su kütlesinin 140 trilyon katı büyüklüğe sahip. Buhar halindeki su kütlesi, kuasar olarak adlandırılan ve ortasında, çevresindeki maddeyi yutan büyük bir kara delik bulunan gök cismini sarıyor. NASA’nın Kaliforniya’daki laboratuvarından Matt BRADFORD, kuasar çevresindeki ortamın oldukça özgün bir yapıya sahip olduğunu belirterek, bu yapının “devasa büyüklükte su ortaya çıkardığını” belirtti.


























