Category Archives: (1) Ethem DERMAN
Dünyamızın da Satürn Gibi Bir Halkası Olsaydı!
1980 yılında bir NASA gökbilimcisi yayınladığı araştırmada bundan 34 milyon yıl önce yerin de bir halkası olduğunu ileri sürdü. Bulgularına göre o tarihlerde yer yüzünde çok soğuk kışlar hüküm sürüyordu. Diğer bir bulgusu ise o tarihlerde bol miktarda göktaşı düşmüştü yeryüzüne ama belirli bölgelere. Gökbilimciye göre yeri ıskalayan bu cam yapılı göktaşlarının yerin çevresinde bir halka meydana getirdiğini ileri sürdü. Bu halkanın birkaç milyon yıl yer çevresinde kaldığını ve soğuk iklimin de bu halkanın güneş ışınlarının yolunu kesmesi sonucu oluştuğunu vurguladı. Eldeki verilerden oluşturulmuş bir modeldi. Bugün artık böyle bir tehlike yok, güneş sisteminin içi iyice temizlenmiştir.
Şafak Uzay Aracı Vesta’yı Sürekli Gözlüyor
NASA’nın Şafak (Down) uzay aracı Vesta yörüngesinde dolaşırken iyice yüzeye yanaştı ve ayrıntılı fotoğraflar gönderiyor. Bu fotoğrafa ilk baktığımda bu gökcisminde yanardağ mı var diye düşündüm ama kraterden duman çıkyor diye düşündüğüm şey aslında yüzey yapısıymış. Bu fotoğrafta tartıştıkları olay beyaz bölgeler. Vesta güneş sisteminde çok nadir görülen parlak gökcisimlerinden biridir. Mars ile Jüpiter arasındaki asteroid kuşağında çıplak gözle görülebilen tek cisim. Vesta yüzeyinde bazı bölgeler diğer bölgelere göre iki kez daha parlak. 4 milyar yıl önce Vesta oluştuğunda bu parlak bölgeler oluştu ve o günden bu yana değişmediğini vurguluyor bilim insanları. Bu parlak alanları oluşturan mineraller nelerdir ve Vesta üzerinde nasıl oluştular sorusunun yanıtları aranıyor.
Gökyüzünün İlginç Cisimleri: Kaynayan Uydu, Io
ABD’deki jeologlar bugüne kadar çekilmiş görüntüleri kullanarak güneş sisteminin en ilginç ve gizemli cisimlerinden biri olan Jüpiter’in uydusu Io’nun haritasını çıkardılar. Bu uyduyu Galileo 400 yıl önce keşfetmişti. Onun keşfettiği ve bugün adlarına Galileo uyduları dediğimiz 4 büyük uydudan Jüpiter’e en yakın olanı. Fakat bu yakınlık onun başına iş açmış. O dev gezegenin tedirginlik etkileri (bizim Ay’a uyguladığımıza benzer) ile iç yapısı sürekli ısınıyor, bu ısıyı içinde tutamadığı için de yüzeyi yanardağlarla dolu. Io üzerinde gördükleri her olguyu harita üzerine işlediler. Yanardağlar, lavların akıntı yolları, volkanik kubbeler, yüksek dağlar, kükürt dioksitçe zengin bölgeler gibi 19 farklı yüzey türünü 6 yıl süren bir proje çerçevesinde haritaladılar.
Gökyüzü Fotoğrafçılığı
Dün gece İstanbul Bakırköy’deki evinin balkonundan Sevgili Yakut Burak Yeşilmen yine o güzel hobisi için zaman ayırdı ve aşağıda gördüğünüz Mars ve Satürn fotoğraflarını çekti. Kendisi bankacı ama gökyüzüne aşık ne yapsın, uğraşacak tabii, çünkü her aşk emek ister. Türkiye’de gördüğüm en iyi gezegen fotoğrafı dedi bu konunun üstadlarından biri, gerçekten de öyle. Satürn’ün halkası çok güzel eğilmiş yani iyi poz veriyor. Mars’ın da buz takkesi kendini göstermiş. Her iki fotoğrafın da ayrıntıları mükemmel. Yabancıların Astrofotoğrafi dedikleri bu gökyüzü fotoğrafçılığı eskiden çok daha basitti ama sayısal teknoloji ile birlikte çok daha kaliteli fotoğraflar elde ediliyor. Sadece fotoğrafı çekmek yetmiyor iyi bir görüntü işleme yazılımını da bilmek gerekiyor artık.
Hangi Gezegenden Güneş’e Bakıyorsunuz?
Uzay elbiselerinizi giydiniz ve güneş sistemimizdeki bir gezegene gittiniz. Oradan baktığınızda güneş ne kadar büyük görülür sorusunun yanıtını ancak yerden görülen büyüklüğü ile kıyaslayarak verebiliriz. Neden gökmen elbiselerinizi giydiniz çünkü yerden başka gezegen yok ki sizi güneşin zararlı ışınlarından korusun. Yer’den baktığımızda Güneşin açısal boyutu yaklaşık yarım derecedir. Yani kolunuzu uzatıp bir parmağınızla gökyüzüne baktığınızda yarım dercelik bir alanı kapsar. Demek ki tek parmağınızla Güneşi kapatabilirsiniz. Merkür gezegeninden baktığımızda yere göre yedi kat daha büyük görüyoruz Güneşi. O nedenle Merkür yüzeyi bir anlamda yanıyor diyebiliriz. Neptün gezegeninden baktığımızda ise parlak nokta şeklinde bir yıldız olarak görürüz.
Yıldızlar Denizi
Bu fotoğrafı bir hafta önce Sevgili Yunus Şendağ Google+’da paylaşmıştı. Çok hoşuma gittiği için ben de sizlere göstermek istedim. Maldiv adalarından Vaadhoo’da çekilmiş bir fotoğraf. Deniz kenarındaki küçük ama parlak ışıklar sanki gökyüzündeki yıldızların bir yansıması. Kıyıdaki bu ışıklar fitoplankton (phytoplankton) adı verilen denizde yaşayan mikroskopik canlıların yaydığı biyolojik ışık. Aynı ateş böceklerinin ışığı gibi. Fitoplanktonların çeşitli türleri okyanusun her tarafında bol miktarda bulunur ve onların ışıkları her zaman görülür. Fakat bu karede yıldızlar ile beraber çok romantik bir görünüşü var, o sahilde sevdiğiniz ile yürümek istemez miydiniz? Fotoğrafı çeken sanatçı Doug Perrine.
Eski Kentleri Uzaydan Saptıyorlar
Harvard Üniversitesinde Mezopotamya uygarlıkları konusunda doktora çalışmalarını sürdüren Jason Ur, uzaydan çekilen fotoğafları kullanarak 7-8 bin yıl önce yerleşik olan kentleri saptadığını ileri sürdü. Bu konu eski uygarlıkları çalışan arkeolog bilim insanları için gerçekten ilginçti. 23.000 metre kare alanın uzaydan ve havadan çekilen fotoğraflarını inceleyerek Mezopotamya bölgesinde tam 9. 000 yerleşim alanı buldu. Daha çok Suriye’nin kuzey bölgesini içine alan bu bölgede bizim topraklarımızdan da biraz var. Benim için en önemli soru bu fotoğraflardan eski insanlara ait izleri nasıl buluyordu. İnsan bir toprakta yaşarken onun rengini değiştiriyormuş. Diğer bir kanıt da arazide rastlanan çamurdan yapılmış biriketlerle yapılan hafifi yüksek tepeciklermiş.
Vah Vah, Ay Ezilmiş…
Aşağıdaki görüntüyü ESA gökmeni Paolo Nespoli tam Ay doğarken Uluslararası Uzay İstasyonundan (UUİ) çekti. Bilindiği gibi UUİ yer çevresinde yaklaşık 350 km yüksekte saniyede 8 km hızla dolanıyor. Günde 18 kez güneşin doğuşunu ve batışını görüyor. Doğal olarak aynı sayıda Ay’ın doğuşu ve batışını da izliyor. Bu bir seri fotoğrafı yaklaşık bir dakikada içinde çekiyor yani hemen hemen aynı anda diyebiliriz veya Ay aynı evrede iken diyebiliriz. Birinci fotoğrafa bakar mısınız zavallı Ay nasıl ezilmiş yukarıdan aşağıya. Bir dakika içinde alınmış bu üç karede biz aynı Ay’ı görmemiz gerekirdi ama öyle değil. Bunu size sormak istiyordum ama son anda vazgeçtim. Bu o incecik yer atmosferinin Ay görüntüsüne yaptığı katkı sadece. Buna fizikte ışınların kırılması diyoruz.
Bugün İlkbaharın Başlangıcı, Nihayet!
Son zamanlarda digital medyada çok yazılan bir espiri var; “cemre ne toprağa, ne suya, ne de havaya düşmedi, kötü yola düştü” diyorlar. Nedeni de belli çünkü kış çok uzun sürdü, uzun yıllardır kar yağmayan Ankara’da bile neredeyse iki aydır kar kalkmadı. Gelelim gökbilime… 20 Mart sabahı saat 07:14′de ilkbahar başlıyor. Tam bu anda Güneş hem tutulma düzleminde hem de ekvator düzleminde yani her iki düzlemin kesim noktasında. Bugün güneş gerçek doğu noktasından doğacak ve gerçek batı noktasından batacak. Bir başka deyişle gün ve gece uzunluğu birbirine eşit. Aslında tam eşit olmaz gün birkaç dakika daha uzundur. Buna neden olan da bizim atmosferimizin güneş ışınlarını kırması dolayısıyla doğmadan bize onu gösterir, battıktan sonra dahi yine bize onu göstermesinden kaynaklanır.



























