sr

Sirkadyen Ritmin İşleyişi ve Genetik Mekanizmaları

Geceleri uyuyamıyor musunuz? Diyabet şikayetiniz mi var? Peki neden yaşlandıkça uyku problemleri ve şikayetler artıyor? Bu sorunların sirkadyen ritim denilen günlük vücut ritminizden kaynaklandığını hiç düşündünüz mü? Bakın Doç. Dr. Satchin Panda ne diyor? “Geceleri saatimize yavaşlamasını söyleyen mekanizmayı kabaca biliyorduk, fakat sabahları bizi tekrar neyin aktifleştirdiğini bilmiyorduk. Onu henüz keşfettik, artık biyolojik saatin işlev bozukluklarının (malfunction) bizi nasıl yaşlandırdığını ve kronik hastalıklar geliştirdiğini daha derin bir şekilde araştırabiliriz”. İsterseniz sirkadyen ritminizin nasıl çalıştığına ve vücudunuzu nasıl etkilediğine, neden uyku problemleri yaşadığınıza, her sabah nasıl oluyor da aynı saatte çalar saat olmasa bile gözünüzü açabildiğinize, diyabet rahatsızlığında günün belli saatlerinde meydana gelen şeker-yağ dönüşümünden neyin sorumlu olduğuna, kanserde hücrelerin nasıl gelişeceğini ve bölüneceğini kontrol edenin ne olduğuna birlikte bakalım.  

445

Giresun – Keşap Konferansı Gerçekleştirildi

19 Nisan 2012′de TAMSAT - Amatör Uydu Teknolojileri Derneği, GİTRAD - Giresun Telsiz Radyo Amatörleri ve Doğa Sporları Derneği, TCSWAT - TC Özel Çağrı İşaretli Çalışmalar Takımı ve Giresun Keşap Anadolu Lisesi işbirliği ve Keşap ilçesindeki ilköğretim okulları öğrencilerinin de katılımıyla; “Amatör Telsizcilik,  Uzay Bilimleri ve Amatör Uydu Teknolojileri Konferansı” gerçekleştirildi. TAMSAT-Genç Takımı Ankara liderinin de katıldığı etkinlik oldukça renkli anlara sahne oldu. Keşap Kaymakamı Sayın Dr. Polat KARA, Keşap Milli Eğitim Müdürlüğü ve M.Akif ERSOY Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüğü personelinin de izleyici olarak katıldığı konferansın son bölümü uygulamalı etkinlik şeklinde tamamlandı. Bürokratlar, öğretmenler, öğrenciler ve radyo amatörlerinin bir arada olduğu etkinliğin bir bölümünde amatör telsiz donanımları (eğitim maksatlı) öğrenciler tarafından kullanıldı.

plutonium_gorsel

Mars’a Giden Plutonyum-238 (Pu-238) Yakıtlı Uzay Araçları

Dünyamızdan oldukça uzaklara gönderilen uzay araçları ile ilgili en büyük problemlerden biri de sistemlerinin sağlıklı çalışabilmesi için gereken enerjidir. Stabil, güvenli ve uzun dayanımlı bir güç sistemi için halen yeni araştırmalar devam etmekle birlikte Mars uzay araçlarında farklı yakıt türü kullanımı ile bunlara öncülük etmektedir. Bu kapsamda -benzer güç yapısı daha önce uydu ve bazı sistemlerde kullanılmış olsa da- Curiosity uzay aracının performansı herkes tarafından merakla beklenmektedir. Biz de bu ilginç sayılabilecek güç sistemini sizlere daha yakından tanıtmak istedik. Konuyla ilgili Türkçe yayın desteği konusunda yardımı esirgemeyen fizik yüksek mühendisi Sayın Ahmet Cangüzel Taner’e “Mars Gezegeni Keşifleri için Kızıl Gezegen Mars’a Son Gönderilen Plutonyum-238 (Pu-238) Yakıtlı Uzay Araçları” başlıklı yazısı için teşekkür ederiz.

IHU1

TAMSAT, Türkiye’nin İlk Yerli Amatör Uydu Uçuş Bilgisayarını Üretti

İkinci kuruluş yılını yeni kutlayan ve kendi alanında Türkiye’nin tek derneği olan TAMSAT, bir ilki gerçekleştirdi. 25 Mart 2010′da kurulan kurulan TAMSAT, yoğun ve yorucu bir süreci geride bırakarak, ilk üretimini başarıyla gerçekleştirdi. Yapılan çalışmanın testlerden bir defada ve sorunsuzca geçmiş olması, duyurunun yapılması ile birlikte özellikle konuya duyarlı yabancı ajanslara aynı gün konu olması ve gösterilen yoğun ilgi ekibin tüm yorgunluğunu unutturdu. TAMSAT ana sayfasında Türkçe ve İngilizce tam metnine ulaşabileceğiniz yazı dizisinin ilk haberinde; konuyla ilgili sürecin nasıl geliştiğini, başarıya giden yolda yaşananları ve  Internal Housekeeping Unit (IHU) olarak adlandırılan Türkiye’nin yerli ilk   amatör uydu uçuş bilgisayarının imal aşamalarını okuyabilirsiniz. 

saturn2

Dünyamızın da Satürn Gibi Bir Halkası Olsaydı!

1980 yılında bir NASA gökbilimcisi yayınladığı araştırmada bundan 34 milyon yıl önce yerin de bir halkası olduğunu ileri sürdü. Bulgularına göre o tarihlerde yer yüzünde çok soğuk kışlar hüküm sürüyordu. Diğer bir bulgusu ise o tarihlerde bol miktarda göktaşı düşmüştü yeryüzüne ama belirli bölgelere. Gökbilimciye göre yeri ıskalayan bu cam yapılı göktaşlarının yerin çevresinde bir halka meydana getirdiğini ileri sürdü. Bu halkanın birkaç milyon yıl yer çevresinde kaldığını ve soğuk iklimin de bu halkanın güneş ışınlarının yolunu kesmesi sonucu oluştuğunu vurguladı. Eldeki verilerden oluşturulmuş bir modeldi. Bugün artık böyle bir tehlike yok, güneş sisteminin içi iyice temizlenmiştir.

leda

Böylesini Gördünüz mü?

Aklıma bir fıkra geldi de o nedenle bu başlığı attım. Adı “böylesin” olan küçücük köpeğin sahibi kadın banyo yaparken köpeğinin kapıdan kaçtığını görüyor ve banyodan fırlıyor. Çıplak olduğunu farkedince de fıkra bu ya orada bulunan bir resim çerçevesini önüne tutarak caddeye çıkıyor. Bakıyor köpek ortada yok ilk gördüğü adama “böylesini gördün mü?” diye soruyor. Adama bakıyor, bakıyor ve “her türlüsünü görmüştüm ama böylesini ilk kez görüyorum” der. Çok banal bir fıkra ama biz milyonlarca gökada gördük, sarmal, eliptik, dairesel biçimde olanları vardı ama böylesini hiç görmemiştik. Bu gökadaya “zümrüt kesim” (emerald-cut) demişler, dikdörtgen şeklinde olduğu için. Asıl yani resmi adı LEDA 074886. 70 miyon ışık yılı uzaklıkta cüce bir gökada, 250 gökada bulunan bir gökada grubunun üyesi.

vesta

Şafak Uzay Aracı Vesta’yı Sürekli Gözlüyor

NASA’nın Şafak (Down) uzay aracı Vesta yörüngesinde dolaşırken iyice yüzeye yanaştı ve ayrıntılı fotoğraflar gönderiyor. Bu fotoğrafa ilk baktığımda bu gökcisminde yanardağ mı var diye düşündüm ama kraterden duman çıkyor diye düşündüğüm şey aslında yüzey yapısıymış. Bu fotoğrafta tartıştıkları olay beyaz bölgeler. Vesta güneş sisteminde çok nadir görülen parlak gökcisimlerinden biridir. Mars ile Jüpiter arasındaki asteroid kuşağında çıplak gözle görülebilen tek cisim. Vesta yüzeyinde bazı bölgeler diğer bölgelere göre iki kez daha parlak. 4 milyar yıl önce Vesta oluştuğunda bu parlak bölgeler oluştu ve o günden bu yana değişmediğini vurguluyor bilim insanları. Bu parlak alanları oluşturan mineraller nelerdir ve Vesta üzerinde nasıl oluştular sorusunun yanıtları aranıyor.

IO

Gökyüzünün İlginç Cisimleri: Kaynayan Uydu, Io

ABD’deki jeologlar bugüne kadar çekilmiş görüntüleri kullanarak güneş sisteminin en ilginç ve gizemli cisimlerinden biri olan Jüpiter’in uydusu Io’nun haritasını çıkardılar. Bu uyduyu Galileo 400 yıl önce keşfetmişti. Onun keşfettiği ve bugün adlarına Galileo uyduları dediğimiz 4 büyük uydudan Jüpiter’e en yakın olanı. Fakat bu yakınlık onun başına iş açmış. O dev gezegenin tedirginlik etkileri (bizim Ay’a uyguladığımıza benzer) ile iç yapısı sürekli ısınıyor, bu ısıyı içinde tutamadığı için de yüzeyi yanardağlarla dolu. Io üzerinde gördükleri her olguyu harita üzerine işlediler. Yanardağlar, lavların akıntı yolları, volkanik kubbeler, yüksek dağlar, kükürt dioksitçe zengin bölgeler gibi 19 farklı yüzey türünü 6 yıl süren bir proje çerçevesinde haritaladılar.

gokyuzu

Gökyüzü Fotoğrafçılığı

Dün gece İstanbul Bakırköy’deki evinin balkonundan Sevgili Yakut Burak Yeşilmen yine o güzel hobisi için zaman ayırdı ve aşağıda gördüğünüz Mars ve Satürn fotoğraflarını çekti. Kendisi bankacı ama gökyüzüne aşık ne yapsın, uğraşacak tabii, çünkü her aşk emek ister. Türkiye’de gördüğüm en iyi gezegen fotoğrafı dedi bu konunun üstadlarından biri, gerçekten de öyle. Satürn’ün halkası çok güzel eğilmiş yani iyi poz veriyor. Mars’ın da buz takkesi kendini göstermiş. Her iki fotoğrafın da ayrıntıları mükemmel. Yabancıların Astrofotoğrafi dedikleri bu gökyüzü fotoğrafçılığı eskiden çok daha basitti ama sayısal teknoloji ile birlikte çok daha kaliteli fotoğraflar elde ediliyor. Sadece fotoğrafı çekmek yetmiyor iyi bir görüntü işleme yazılımını da bilmek gerekiyor artık.

gunes

Hangi Gezegenden Güneş’e Bakıyorsunuz?

Uzay elbiselerinizi giydiniz ve güneş sistemimizdeki bir gezegene gittiniz. Oradan baktığınızda güneş ne kadar büyük görülür sorusunun yanıtını ancak yerden görülen büyüklüğü ile kıyaslayarak verebiliriz. Neden gökmen elbiselerinizi giydiniz çünkü yerden başka gezegen yok ki sizi güneşin zararlı ışınlarından korusun. Yer’den baktığımızda Güneşin açısal boyutu yaklaşık yarım derecedir. Yani kolunuzu uzatıp bir parmağınızla gökyüzüne baktığınızda yarım dercelik bir alanı kapsar. Demek ki tek parmağınızla Güneşi kapatabilirsiniz. Merkür gezegeninden baktığımızda yere göre yedi kat daha büyük görüyoruz Güneşi. O nedenle Merkür yüzeyi bir anlamda yanıyor diyebiliriz. Neptün gezegeninden baktığımızda ise parlak nokta şeklinde bir yıldız olarak görürüz.